İzlediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İzlediklerim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Eylül 2016 Perşembe

İzlediklerim #9: Peaky Blinders

Yabancı Diziler

Peaky Blinders, ön yargı ile karşılaştığım bir yabancı dizi olsa da izledikçe keyif aldığımı söyleyebilirim. Beni diziye çeken şey ise şüphesiz (her ne kadar ikinci sezon oynamaya başlasa da) Tom Hardy. Bu arada ön yargıdan kastım, dizinin dram konusunu içermesi.

Her neyse 1919'da falan geçiyormuş, bayağı övülüyor, IMDB'de iyi bir puana sahip, bir anda başladım diziye. Fakat başlama saatim ne  yazık ki çok tersti bu sebeple daha 10 dakika olmuştu ki ben uyuyakaldım. Ertesi günün gecesinde de aynı kaderi yaşadım ve ondan sonraki gün de. Bu saçmalıkla da ilk bölümü bitirdim ve diğer bölümlerine geçtim. Böylelikle ikinci sezona geldim ve sizlere bu saçma girişle birlikte sıkıcı bir yazı yazmaktayım. Bu saçma girişi fazla uzatmadan Peaky Blinders'a biraz göz atalım değil mi?
Kuzenim vuruldu. Hem hakim, hem jüri, hem de celladım. Sizi suçlu buldum ve cezanızı kestim.

Peaky Blinders


Diziye geçmeden öncesi, bu çete ile ilgili ufak bir bilgi vereyim. Peaky Blinders, şapkalarında jilet saklayan ve düşmanlarına karşı dövüşlerde şapkalarındaki jiletle kör eden cani bir çete. Gerçek hayatta da bu çetenin faaliyet gösterdiğini söylemekte fayda var. Buyrun, bir de görsel paylaşayım;

Yabancı Diziler

Peaky Blinders, BBC Two kanalında yayınlanan, drama suç konusunu işleyen ve Peaky Blinders adlı çetenin günlük hayatını anlatan bir yabancı dizidir. Başrollerde ise Cillian Murphy ve Paul Anderson görev alıyor. Ana konusu, II. Dünya Savaşı sonrası 1919'da, İngiltere'nin Birmingham kentinde olan yaşantıdır.

Peaky Blinders 1919 senesinde geçen bu yaşantıyı, gerek mekanlar gerekse kıyafetlerle çok güzel bir şekilde yansıtmış. Bunun yanında sinema kalitesindeki kusursuz oyunculuk da eklenince tadından yenmiyor. Hatta bir örnek vereyim, 1919 senesinde ikili bozuk para atışı olduğunu bu dizi sayesinde öğrendim. Bu atışta her iki taraf kendine yazı ya da tura diye bir seçenek belirler, daha sonra aynı anda paraları kendileri atarlar ve iki para da aynı şekilde gelmek zorundadır. Daha bunun gibi nicelerini diziyi izleyerek öğrenebilirsiniz.
Annenin iyiliğini, babanın şeytanlığını almışsın. Baktığımda içinde savaştıklarını görüyorum. Annenin kazanmasına izin ver.
Yabancı Diziler

Shelby ailesinin günlük yaşantısını ve işlenen suçlara şahit olacağınız Peaky Blinders, bizleri bu yaşantının içerisinde olma hissi kazandırıyor. Çekim kalitesi çok çok iyi olduğunda bir sezonu sadece altı bölümden oluşuyor ve şu ana dek üç sezonu yayınlanmış. 2017 ile birlikte ise dördüncü sezonu yayınlanmaya devam edecek. Kağıt üzerinde dram konusunu içerse de, bizleri hüzne boğacak şeyler yok. Ufak tefek her dizide olan şeyler. Ama yine de bu olan şeyler, bizleri etkilemiyor değil.

Bu Peaky Blinders adlı çete kentte saygınlığı olan ve bir o kadar da korkulan Shelby ailesine ait. Bu çete geçinimini yasadışı bahis ve soygunculukla sağlamaktadır. Liderleri ise her ne kadar ailenin ikinci büyüğü olsa da Tommy. Tüm kararları alan ve faaliyete sokan Tommy, günlük hayattaki stratejisi ve olaylar karşısındaki zekiliğiyle ön plana çıkıyor.
Kendi ülkesi için mücadele etmeyen bir adamın neden elini sıkayım?
Az daha unutuyordum, sizleri büyüleyen onlarca müziğe bu diziyle birlikte ulaşabilirsiniz. Yine dediğim gibi oyunculuk, senaryo, kurgu, müzik, mekan ve daha birçok şey muazzam. Bir izleyin derim. Söylemek istediklerim bu kadardı. Böylesine bir diziyi spoiler vererek anlatmak saygısızlık olur. Bu sebeple de kesinlikle izlemenizi öneririm. Daha sonra gerisi gelecektir diyor ve son bir replikle yazımı sonlandırıyorum.
Siz erkekler, savaştayken tüm bu kanlı işlerin hepsini kadınlar yapıyordu.

31 Ağustos 2016 Çarşamba

İzlediklerim #8: Forrest Gump

Forrest Gump

"Koş Forrest koş!" filmi izleyen birçok kişinin aklına kazınan bir repliktir bu. İzleyecek olanların da şüphesiz aklına kazınacağı bir replik olacağını düşünüyorum. İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim başlıklı yazımın sonunda dediğim gibi, kısaca geçmek istemediğim filmlerin ilki şimdiki gördüğünüz gibi Forrest Gump. Tavsiyemdir, vakit kaybetmeden izleyin derim. Ayrıca kendime de kızıyorum 1994 senesinde çıkmış bu filmi neden taa 2016'da izliyorum diye (çaktırmayın, filmin yaşı benden büyük). Her neyse Forrest Gump piyano jenerik müziği ile yazıma devam edeyim ben.

Her yaş grubunun izleyebileceği bir film olan Forrest Gump dram, romantik ve az da olsa komedi türünde. Aksiyon, macera, savaş gibi konuları ele alan filmleri izlemeyen veya izleyemeyen kişilerin de rahatlıkla izleyebileceği bir film. İzlerken ve izledikten sonra da aklınızda ayrı bir edineceğini söylememde fayda var. Bu arada Forrest Gump filmine kadar dram ve romantik konulu film izlememiştim sanırım. Her neyse, film ile ilgili ufak bilgiler vereyim ben.

Film Forrest Gump
Vizyon Tarihi 1994
Yönetmen Robert Zemeckis
Başrol Oyuncuları Tom Hanks, Robin Wright
Süresi2 Saat 22 Dakika
IMDB Puanı 8,8
İçeriği Dram, Komedi, Romantik


Film Hakkında


Film Forrest Gump adlı birinin banka oturup otobüs beklemesiyle başlıyor. Bu bekleme esnasında yanına gelenlere de hayat hikayesini anlatıyor ve bu hayat hikayesi de filme yansıyor. Hayat hikayesi bittiğinde ise film üzerinde hikaye devam ediyor. Yani diyebilirim ki Forrest Gump hikayesini banka oturma anına kadar anlatıyor ve daha sonrasında ise hikaye bitiyor ardından yaşadıkları filme yansıyor. Şunu da belirteyim, IMDB üzerinde "TOP 250" listesinde en iyi 13. film ve birçok Oscar adaylığına layık görülmüş. 1994 senesinde ise "Esaretin Bedeli" filmi ile yarışarak 94'ün en iyi filmi seçilmiş. Her neyse filme geçelim mi artık?

Forrest Gump, zeka seviyesi geride olan ve kambur durmaması için bacaklarında özel bir metal aparatı olan bir çocuktur. Böylece diğer çocuklar ve kişiler tarafından dışlanmış, eziyet görmüş ve zorbalığa maruz kalmıştır. Zeka seviyesinden dolayı okula bile kayıt olamayan Gump, annesinin fedakarlığı sayesinde okula bir şekilde kaydolur ( ne fedakarlık ama!, filmi izleyenler bilir). Okulun ilk günü okul otobüsünde bile herkes tarafından dışlanarak otobüs koltuğuna bile oturamayan Gump, ileride hayatının aşkı olacak olan Jenny'in yanına oturur, çünkü sadece o yanına oturmasına izin vermiştir.

Okul ortamında da dışlanan ve salak diye hitap edilen Forrest Gump daha hiçbir şeyin farkında değildir. Tek teselli kaynağı annesidir. Ayrıca zamanının çoğunu otobüste tanıştığı Jenny ile birlikte geçiriyordu ve bu sırada oyunlar oynuyor, konuşuyor, oturuyor gülüyor ve daha bir çok şey yapıyordu Jenny ile filmde de dediği gibi köfte ve patates gibiydiler. Yine bir gün Jenny ile okuldan eve giderken bisiklet süren çocukların zorbalığına maruz kalmış ve taşlanmıştır. Hemen sonra Jenny o sihirli sözcükleri söyledi. "Koş Forrest koş"

Bunun üzerine olabildiğince hızlı koşmaya başlayan Forrest'ın bacaklarındaki metal aparatlar kırıldı ve koşarken de özgürleşmeye başladı. İşte bu olay ile birlikte Forrest koşabilme yeteneğini kendinde keşfetti. Gittiği her yere koşarak gidiyordu ve bunun üzerine herkes tarafından "salak" diye hitap ediliyordu. Annesi bunların hiçbirine aldırış etmeyip "Sadece aptallık yapan aptaldır." cümlesini söyleyip teselli ediyordu Gump'ı.

Yıllar geçti ve ilkokulu bitirmişti. Daha sonra liseyi okumaya başladı. Dışlanmalar, zorbalıklar, aşağılanmalar devam ediyordu. Yıllar sonra bisiklet olayının olduğu yerde çocuklar bu sefer bisiklet yerine araba kullanarak Forrest'ı kovalıyordu. Yine aynı şekilde Jenny, o sihirli sözcükleri tekrardan söyledi. "Koş Forrest koş" Küçüklüğündeki gibi olabildiğince hızlı koştu ve onları atlattı. Daha sonra liseyi bitirip üniversiteye koşabilme yeteneği olduğundan kayıt olabildi. Çünkü üniversitenin futbol takımı vardı ve Forrest tam da onlara göre birisiydi.

Üniversitenin futbol takımında başarılı bir oyun ortaya koyan Forrest, ün kazanmıştı. ABD başkanı JFK ile tokalaşma fırsatı bulmuş ve tebrik almıştı. Bu arada Jenny ile hala birliktelerdi. Fakat Jenny Forrest'ın zeka seviyesi geride olduğundan birlikte olmak istemedi ve başka erkeklerle birlikte olmaya başladı ve sonu gelmez bir bataklığa sürüklendi. Uyuşturucu, içki, sigara ve daha birçok şey... Forrest hiçbir şeyin farkında olmadan Jenny'in peşini bırakmıyordu, vazgeçemezdi ondan.

Her neyse zaman geçti ve üniversiteden mezun oldu Forrest. Hemen sonra Birleşik Devletler Ordusu'na katıldı ve burada sıkı bir arkadaşlık yaşayacağı siyahi Benjamin ile arkadaş oldular. Forrest zeka seviyesinden dolayı Benjamin ise siyahi olduğundan dolayı dışlanıyordu. Benjamin'in sülalesi karides işiyle uğraştığından Benjamin de karides işi ile uğraşmak istiyordu ve Forrest ile birlikte askerlikten sonra karides işi yapmaya karar verdiler. Bu arada Benjamin karides ile ilgili bütün inceliklerini anlatmaya başlamış ve karides çeşitlerini saymaya başlamıştı. Karides kebabı, karides yahnisi, ananaslı karides, hindistan cevizli karides...

Bildiği ne kadar karides çeşidi varsa saymaya başladı ve bu günlerini almıştı. Bir gün Vietnam Savaş'ı patlak verdi ve dikkatli olmaları gerekiyordu. Fakat pusuya düşürüldüler ve bombalar patladı. Birçok asker öldü ve yaralılar vardı. Forrest Gump yaşıyordu, hiçbir şey olmamıştı ve komutanı Teğmen Dan'i sırtlayıp uzağa taşıdı. Daha sonra hayattaki tüm askerleri aynı yere taşıyan Forrest, Benjamin'i bulamıyordu.

Sonunda Benjamin'i buldu fakat ağır yaralı ve ölmek üzereydi. Böylece Benjamin oracıkta öldü ve karides işini yapmak söz verdiği gibi Gump'a kaldı. Fakat Forrest, komutanı Teğmen Dan'i kurtardığı için hayatının geri kalanını bacakları olmadan sakat bir şekilde devam ettirecekti. Bu sebeple Forrest'a kendisini neden kurtardığını ve ataları gibi savaşarak ölmek istediğini sert bir şekilde söyledi.

Bu olaydan sonra Forrest Gump başkan tarafından üstün cesaret madalyasına layık görüldü. Böylece ülkede daha çok ünlendi ve önemli biri hale geldi. Orduda kalmaya devam etti ve masa tenisi oynamayı öğrenip kısa sürede profesyonel bir masa tenisçisi oldu. Birleşik Devletler Ordusu'nu tüm Dünya'da temsil ederek 1. oldu. Daha sonra annesini ziyaret etti ve karides teknesi alacağını ve karides işi yapacağını söyledi.

Daha sonraları Teğmen Dan ile karşılaştı. Teğmen Dan artık tekerlekli sandalyede  ıstırab çeken ve bacakları olmayan birsiydi. Karides fikrini Teğmenle paylaşan Forrest, alaycı bir tepki aldı ve bu tepki Forrest tekneyi açarsa yanında çalışacağıydı. Çok geçmeden Forrest hayalini kurduğu tekneye Jenny adını koyarak işlere Teğmen Dan ile başladı. Başlarda işler olmasa da devam ettiler ve bir gün büyük bir kasırga çıktı. Bu kasırga sonucu diğer rakip karides tekneleri telef oldu ve tek faaliyet gösteren Jenny teknesi oldu.

İşler tıkırında devam etti. Kısa bir süre sonra ciddi gelirler elde etmeye başladılar. Forrest parasını bir meyve şirketine yatırım yaptı ve parasına para kattı. Artık bir milyoner olmuştu. Daha sonra annesinin hastalandığını öğrenir ve önceden olduğu gibi koşarak annesinin yanına gider. Dramatik bir diyalog sonrası annesi vefat etmiştir.

Uzunca bir süre geçmesine rağmen Jenny geri döndü ve Forrest'ın evinde bir müddet kaldı. Forrest Jenny'e evlenme teklifi etmiş fakat Jenny kendisinin bunu hak etmediğini düşünerek red etti. Çok geçmeden Forrest uyuyorken evi terk etti ve kayıplara karıştı. Bu olay sonucu üzülen Gump, biraz koşmaya karar verdi ve koşmaya başladı. Koşuş o koşuş... koştukça koştu ve bu koşma işlemi üç seneden fazla sürdü. E tabi bu koşu sırasında birçok işçiye ilham kaynağı olmuş ve arkasında takipçi bile vardı. Beraber günlerce aylarca koştular. Ta ki Gump'ın ölmüş annesini özlemesine kadar. Böylece bu akıl almaz maraton sona erdi ve evine döndü.

Zaman geçti ve Jenny'den bir mektup aldı. Adresini yazıp Forrest'a kendisine gelmesini istiyordu bu mektupta ve Forrest vakit kaybetmeden otobüse binip hayatının aşkı Jenny ile buluşmak için yola koyuldu ve bir banka oturup otobüs beklemeye başladı.

Film açıklamasının en başında dediğim gibi hikayesi burada sona eriyor ve artık gerçekleri yaşayacaktı. Hikayesini bitirdiğinde ise adrese ulaşmak için otobüse binmeye gerek kalmadığını, yürüyerek gidebileceğini öğrenir yanındaki hikayesini anlattığı kişiden.

Ve beklenen an gelmiştir. Jenny ile buluşur ve bir Forrest adında bir kız çocuğu olduğunu öğrenir. Hemen sonra Jenny Forrest'a evlenme teklifi eder. Forrest bu teklifi kabul eder ama öncesinde kızının da kendisinin gibi zeka geriliği olmasından endişelenir fakat kız çok zekidir ve sınıfında birincidir. Kısa bir süre sonra evlenirler ve düğünlerinde yıllardır görmediği Teğmen Dan nişanlısıyla katılır. Teğmenin artık sağlam bir protez bacağı vardır ve halinden memnundur.

Evlilik çok sürmeden Jenny ölür ve kız Forrest'a bakmak Gump'a kalır. Yıllar önce annesinin kendisini otobüse bindirdiği yerde kızını okul otobüsüne bindirir ve bu film filme anlam katan tüy ile sona erer.

Film Hakkındaki Düşüncelerim



Kesinlikle izlenilmesi gereken, izleyenlerin ise bir daha izlese yine aynı havayı düşündüğüm bir film. Oyunculuk, senaryo, görseller ve daha birçok şey mükemmel. Aslında bizlere de ders veriyor bu film. Umudu, azimi, kararlılığı ve daha birçok şeyi öğretiyor. Zeka seviyesi geride olmasına rağmen büyük işler başarabilineceğini anlatıyor.

Filmin başında ve sonunda ortaya çıkan tüy ise anlam çıkarmamız gereken bir şey. Kaderimizin bir tüy gibi olduğunu ve savrulduğunu söylüyor bize Forrest Gump. Ayrıca bu tüy sahnesi için günlerce emek verilmiş.

Filmin bir kamera arkasını izledim de adamlar gerçekten mükemmel. Özellikle Tom Hanks. Kamera arkasında bile sıfır hata ile rol yapmış ve kendini Forrest Gump rolünün içinde hissetmiş. 1994 yapımı olmasına rağmen görsel efektler çok iyi kullanılmış. Bilgisayar yardımı ile Forrest Gump hayatta olmayan birçok kişi ile (JFK, Lennon...) aynı yerde ve tokalaşıyor.

Beğenmediğim kısımlara gelirsem, filmde istemli mi istemsiz mi bilmiyorum ama reklam yapılmış. Filmin başında gördüğünüz üzere Forrest Gump'ın Nike ayakkabıları ve filmin ortalarında açılan bir mektupta Apple Inc. logosu. Hiç hoş şeyler değil. Aman bu da filmin nazar boncuğu oluversin.

Forrest Gump'ı uyumadan öncesi izlemiş ve uyandığımda aklıma gelen ilk şey olmuştu. Yeri gelir üzüntüye sokan, yeri gelir ağzımız kulaklarımıza gelecek kadar güldüren bir film olmuş Forrest Gump. Replikleri ise aklımıza kazınacak türden. Haydi bir de o repliklere bakalım.

Forrest Gump Replikleri


Hayat bir kutu çikolata gibidir, içinden ne çıkacağını hiçbir zaman bilemezsin.
Koş Forrest koş
Jenny ve ben köfte ve patates gibiydik.
Bir insanın ihtiyacı olduğu para bellidir. Gerisi sadece gösteriştir.
Hayata devam edebilmen için geçmişi geride bırakman gerekir.
Bir insanın ayakkabılarından çok şey anlarsın.
Sadece aptallık yapanlar aptaldır.
Akıllı bir adam değilim, ama aşkın ne olduğunu biliyorum.
Neden ölüyorsun anne.
Pinpon oynamaktan sıkıldığım zamanlarda bile pinpon oynuyordum. 
Ölüm de yaşam gibi hayatımızın bir parçası.

Son Sözler 


Gerek replikleri gerek senaryosu yani her şeyi muazzam olan bu filmi izleyin, izlettirin. Yazım sırasında ufak tefek yanlışlıklar, yazım yanlışları, olayların sıralanması gibi hatalar olabilir. Bu hatalar ile karşılaştığınızda beni bilgilendirmeniz sevindirecektir. Sizler de düşüncelerinizi katabilir, yorumlarda bulunabilirsiniz. 

Biliyorum yazı çok uzun oldu ama bu denli bir filmi uzun uzun anlatmak da şart oldu be!

5 Ağustos 2016 Cuma

İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerimUzun zamandır çok fazla film seyretmemiştim. Ben de her şeye ara verip film izlemeye karar verdim ve "Bu Hafta İzlediklerim" serisinin 2.si ile karşınızdayım. Filmleri tavsiye üzerine izlediğimden dolayı hepsini beğendiğimi söyleyebilirim. Ya da bu filmlerin hepsi mi güzel, bir anlam veremedim. Her neyse, izlediğim filmlere sırasıyla ufaktan bir göz atalım, ne dersiniz?

Spectre


İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

Film Hakkında Spectre
Vizyon Tarihi 2015
Yönetmen Sam Mendes
Başrol Oyuncuları Daniel Craig, Lea Seydoux, Christoph Waltz
Süresi2 Saat 28 Dakika
IMDB Puanı 6,8
İçeriği Aksiyon, Macera
Çoğu kişinin izlese de izlemese de (çünkü ben bu filme kadar James Bond filmi seyretmemiştim) bildiği bir karakter olan 007 James Bond filmlerinden bir tanesidir. James Bond serisinin son filmi olan Spectre, içerisinde bol aksiyon ve macera olan bir film. Ayrıca bu filmde James Bond karakterini farklı bir oyuncu (Daniel Craig) oynadığından birçok izleyici tarafından tepki görmüştü.

Gizli bir görev için Meksika'ya gönderilen 007, işleri berbat ettikten sonra başka bir görevin peşine düştü. Gizli bir toplantıya sızdı ve Spectre adlı gizli bir örgütü gün yüzüne çıkarttı. Eski düşmanına ulaştıktan sonra, kızının yerini öğrendi. Çok şey bildiğinden kızıyla iş birliği yaptı. İşinde başarılı olan Q ve görev vereninin yardımları ile birlikte Spectre'ı çökerten Bond, daha sonra işi bırakır ve mutlu bir sonla film biter.

Aksiyon, macera kombini arıyorsanız izlemenizi düşündüğüm bir film. Mükemmel bir film olmasa da zaman geçirmek için izlenebileceğini düşünüyorum. Bu arada bu Bond ne çapkın adam be! Az daha söylemeyi unutuyordum film başlarken çizgi filmlerden aşina olduğumuz efsane aslan ve kükremesi var.

Ajan


İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

Film Hakkında Ajan
Vizyon Tarihi 2015
Yönetmen Paul Feig
Başrol Oyuncuları Melissa McCarthy, Jason Statham, Jude Law
Süresi2 Saat 10 Dakika
IMDB Puanı 7,1
İçeriği Aksiyon, Macera, Komedi
Klasik ajan filmlerinden çok farklı bir film olan Ajan, aksiyon ve maceranın yanına komedi de katarak çok farklı bir film olmuş. İlk başlarda yukarıdaki posterde sağda bulunan yakışıklı abimiz şekil şukul hareketler yapınca ve posterde Ceysın amcayı görünce aha dedim mükemmel bir film beni bekliyor. Fakat çok yanıldım. Yani baştan söyleyeyim, bu filmi klasik bir ajan filmi değil de komedi filmi izlermiş gibi izleyin. Her şey ortadaki gözlüklü ablamız tarafından yapılıyor. Bu arada Jason Statham ile Melissa McCarthy isimlerinin yeri değişik olduğundan sanki ufak bir espri yapılmış!

CIA'de çalışan Susan ve Fine muhteşem bir ikilidir. Fine sahada görev alırken, Susan da teknik olarak uzaktan yardımcı oluyordu. Görevleri ölümcül silahlar satan çeteyi etkisiz hale getirmekti. Daha sonra Fine'ın öldüğü haberi gelir ve Susan ve teknik destektekiler hariç herkes ifşa olmuştur. Başkan olacaklar hakkında toplantı yaparken hiçbir bilgisi ve tecrübesi olmayan Susan, bu göreve gönüllü olur. Daha sonrası ise bol aksiyon, bol komedi bizleri beklemektedir.

Bu arada film bence bir yandan da ders vermekteydi. İnsanların dış görünüşlerine bakarak yargılamanın yanlış olduğunu gösteriyordu.

Ada


İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

Film Hakkında Ada
Vizyon Tarihi 2005
Yönetmen Michael Bay
Başrol Oyuncuları Ewan McGregor, Scarlett Johansson
Süresi2 Saat 16 Dakika
IMDB Puanı 6,9
İçeriği Aksiyon, Macera, Romantik
Tek kelimeyle harika bir kaçış filmi diyebilirim. Film 2005 yılında geçtiğinden gelecek olarak 2019 yılı canlandırılmıştır. Şiddetle tavsiye ettiğim bu filmi başından sonuna kadar sıkılmadan izlediğimi söyleyebilirim.

Ünlü kişilerin, devlet adamlarının ve daha birçok önemli kişilerinin sigorta poliçesi yapılmış ve bir tesiste klonlanmıştır. Tesistekiler olanlardan haberdar olmadan bir sistem üzerine yaşamlarını sürdürüyor ve zaman zaman kura çekilerek şanslı kişinin adada iyi bir yaşam imkanı ile ödüllendirileceği söyleniyordu. Binlerce klon arasından bir kişi yaşadığı hayatı sorguluyor ve bir şeylerin yanlış gittiğini düşünüyordu.

Yine bir gün kura çekildi ve yöneticinin şanslı olduğunu söylediği klonu yaşadığı yerden adaya göndermek amacıyla çıkardılar. Bizim meraklı ve sorgulayıcı karakterimiz şans eseri onun bir masada bağlandığını ve organının çıkarıldığını görür. Gördükleri karşısında şoke olan Lincoln, sorgulamaya devam etmektedir. Kafasına bu tesisten kaçmayı koyan Lincoln, günler sonraki kurada seçilen kişinin tesiste sevdiği bir bayan arkadaşı olduğunu görür ve bu bayan arkadaşı ile birlikte akıl almaz bir kaçışın içine girer.

Dünya hayatından tamamen yoksun bu ikili sahiplerini bulmaya, gerçekleri söylemeye ve bu işkenceye bir son vermek istemektedir. Ardından gelen bol aksiyon, bol macera ve sonunda gelen aşk bizleri beklemektedir. Bu filmi kesinlikle izleyin derim. Acaba 3 yıl sonra hayatımızda böyle bir teknoloji olacak mı? diye düşünmüyor değilim.

Yüz Yüze


İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

Film Hakkında Yüz Yüze
Vizyon Tarihi 1997
Yönetmen John Woo
Başrol Oyuncuları John Travolta, Nicolas Cage
Süresi2 Saat 18 Dakika
IMDB Puanı 7,3
İçeriği Aksiyon, Dram,
Yıllardır ekranlarda alışagelinen John Travolta ile Oscar ödüllü Nicolas Cage bu filmde oynamaktadır. Sonlarında aksiyon nirvanaya ulaşsa da biraz dram içermektedir. İzlenilecek güzel filmlerden biri daha ile karşınızdayım.

FBI'da çalışan Archer, Castor Troy'un Los Angeles'a sakladığı biyolojik silahın peşindedir. Dramatik bir gerçek vardır ki Troy yıllar önce Archer'ın çocuğunu öldürmüştür. Sonraları Archer Troy'u ele geçirir ve öldürdüğünü zanneder. Komada olan Troy ve kardeşi dışında silahın yerini bilen yoktur. FBI'da çalışan arkadaşının bir fikri üzerine bombanın yerini öğrenmek için başarılı bir operasyon ile çocuğunun katilinin yüzünü alır.

Fakat Troy komadan bir anda uyanır ve çok geçmeden gerçeği anlar. Troy ise Archer'ın yüzünü operasyon sonucu almış ve yüz naklini bilen tüm kişileri yok etmiştir. Böylece Archer Troy, Troy ise Archer olmuştur. Nefes kesen kovalamacalar, Archer'ın karısına kendini inandırma çabaları ve daha birçok şey bu filmde sizleri beklemektedir.

1997 yılında böyle bir teknoloji düşünülmesi gerçekten ilgi çekici. İzlemeyen izlesin, izlettirsin yani o derece iyi bir film.

Seven


İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

Film Hakkında Yüz Yüze
Vizyon Tarihi 1995
Yönetmen David Fincher
Başrol Oyuncuları Brad Pitt, Morgan Freeman
Süresi2 Saat 7 Dakika
IMDB Puanı 8,6
İçeriği Polisiye, Gizem,
Brad Pitt ve Morgan Freeman efsane bir ikili olmuş. Dünya'nın gelmiş geçmiş en iyi filmlerinden olan Seven filminde, Hristiyanlık inancına göre 7 büyük günahı işleyen kişileri vahşice öldüren bir seri katil ve peşlerinde olan iki başarılı dedektifin hikayesini anlatmaktadır.

Benim anlamadığım bu filme neden başyapıt denmiş, zira ortada başyapıtlık bir film göremedim. Tabi bu kişiden kişiye değişir.  Sonu ise insanı bugda bırakacak cinstendi. Biri beni aydınlatsa iyi olur aslında. Yine de Brad Pitt ve Morgan Freeman'ı görmek için bile izlenir bu film, gerisini sizin düşüncelerinize bırakıyorum.

Son Şövalyeler


İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

Film Hakkında Son Şövalyeler
Vizyon Tarihi 2015
Yönetmen Kazuaki Kiriya
Başrol Oyuncuları Clive Owen, Morgan Freeman
Süresi1 Saat 55 Dakika
IMDB Puanı 6,2
İçeriği Aksiyon, Macera,
Karşınızda yeniden Morgan Freeman. Yargılanma sonucu lordunun kellesini alan bir uşağın, intikam düşüncelerini anlatan bu film bir harika ötesi. Bana göre hak ettiği puanı alamamış olsa da kesinlikle izleyin derim. Akıl almaz bir strateji ve bununla birlikte gelen dramatik son. Filmi ifade etmek için cümle kuramıyorum neredeyse. Eski çağları canlandıran Son Şövalyeler, gerek ses olsun gerekse grafikler olsun gayet güzel. Daha ne söylenilebilir ki.

Son Sözler

İzlediğim filmler bunlar ile sınırlı değildi, 2 tane daha izlediğim film vardı. Fakat bunları ayrı olarak ayrıntılı ele almak istediğimden kısaca geçmek istemedim. Sizler bu filmler hakkında neler düşünüyorsunuz? Aralarından izledikleriniz, beğendikleriniz ya da beğenmedikleriniz var mı? Düşüncelerinizi yorum bölümünde belirtebilirsiniz.

11 Temmuz 2016 Pazartesi

İzlediklerim #6: 44. Çocuk (Child 44)

İzlediklerim #6: 44. Çocuk (Child 44)

Merhabalar, sizlere iki hafta önce izlediğim ve beğendiğim bir film olan 44. Çocuk filminden bahsedeceğim. Öncelikle belirteyim, IMDB üzerinde düşük puan almış olmasına bakmayın, filmi izlerken sabırla sonunu bekleyin. Bayağı bir durgun film olduğunu söylemekte fayda var.

Filmden kısaca bahsetmek gerekirse, 1952 yılı Sovyetler Birliği Stalin Dönemi'nde geçiyor. Gizemli bir başlangıçtan sonra Leo Demidov adlı yetenekli bir ajan, tren raylarının kenarında çocukları öldüren bir seri katili bulmakla görevlendirilir. İşte bu film Demidov, karısı ve tanıştığı bir komutan ile bu seri katili bulma macerasını, yaşadığı zorlukları ele alıyor.

Fragman


Film Hakkında

Yönetmen: Daniel Espinosa
Vizyon Tarihi: 2015
Süresi: 2 saat 17 dakika
IMDB: 6,4
Başrol Oyuncuları: Tom Hardy, Gary Oldman, Noomi Rapace
İçeriği: Gerilim, Dram, Polisiye

Film Replikleri

Hikayenin fiyatı seyircinin masumluğudur.
Güven ama kontrol et.
Leo başka bir sırrım daha var. Sana aşık oluyorum. 
Gerçeği bulmaya çalışan insanlar ne alır biliyor musun? -terör alır.

Kısaca Film Özeti

Küçük bir çocukken esirgeme kurumundan kaçan Demidov, bir şekilde askerleri bulur ve sığınır. Daha sonra komutan Demidov'a adını biliyor musun? diye sorduktan sonra, senin adın Leo olsun der. Bu gizemli başlangıç sona erer ve Demidov artık emrinde asker olan bir komutan makamına gelmiştir.

Tren raylarının yanında gizemli bir şekilde çocukları öldüren bir seri katil vardır. Çocuklar cinayete kurban gitse de eldeki kanıtlar bunu desteklememektedir. Yine bir gün bu seri katil Demidov'un en yakın silah arkadaşının çocuğunu katletmiştir. Büyük güçler bunun bir trajedik kaza olduğunu söylerler. Fakat ailesi %100 olarak çocuğun cinayete kurban gittiğini düşünüyordu.

Demidov'un silah arkadaşı psikolojik olarak çöktüğünden bir müddet ordudan uzak kalmıştır ve bu işin peşinden ise Demidov gidecektir. Zar zor üst güçlerden izin alarak bu işin peşini bırakmamaya ant içmiştir. İlk etapta pek bir şey bulamamıştır. Daha sonra arkadaşının evini ziyaret ettiğinde arkadaşı, çocuğunun kesinlikle kaza sonucu öldüğünü söylemiş ve bu işin peşini bırakmasını söylemiştir. Peki ne değişmişti birkaç günde? Ah o üst güçler yok mu!

Ama bizim Demidov kesinlikle bu işi sonuçlandırmak istiyordu. Karşısında yüksek rütbeli kişiler olmasına karşın bu işten vazgeçme düşüncesi yoktu. Defalarca uyarı almıştı ama araştırmaya devam ediyordu. Bu araştırma fazla sürmedi ve görevinden alındı. Daha sonra sürgün edilerek şehrin en harabe, en geri kalmış, en pis kasabasına sürgün edildi.

Bu geri kalmış kasabada küçük bir departmanda görev aldı ve aynı cinayetler burada da devam etti. Tıpkı silah arkadaşının çocuğunun ölümü gibi. Sonra Demidov cinayeti araştırmak için buradaki amiri bir şekilde ikna etti ve araştırmalara başladı. Artık günden güne araştırmaları bir yere çıkıyordu. En sonunda bir ipucu buldu ve fabrikaya gitti. Buradaki birkaç araştırmadan sonra gözüne birini kestirdi ve yakalamaya koyuldu. Bir kovalamacanın ardından adamı kıskıvrak yakaladı ve bir sürprizle karşılaştı. Tabiki de her zaman Demidov'u çekemeyen, yoluna taş koyan baş belası olan, karısına göz diken karaktersiz bir asker ile. Bu baş belası asker ile nefes kesen bir kapışmanın ardından son noktayı Demidov'un karısı koyuyor ve bir sopa ile bu askeri öldürüyor. Böylece trajedik sonla film sonlanıyor. Ayrıca Demidov seri katili de öldürerek bi nevi intikam aldı denilebilir.

Kısaca Film Yorumu

Harika bir oyunculuğun olduğu ve bu oyuncunun Tom Hardy olduğu bir filmin IMDB üzerinde 6,4 almasına şaşırdım, daha yüksek alması gerekirdi. Tom Hardy gerçekten neredeyse kusursuz bir oyunculuk sergileyerek filmde ön plana çıktı. Ayrıca Tom Hardy'nin yanında yukarıdaki görselden de gördüğünüz efsane Gary Oldman var. Artık filmin izlenebilirliğini düşünmeye gerek yoktur herhalde.

İzlediklerim #6: 44. Çocuk (Child 44)

Genel olarak film güzeldi fakat beğenmediğim tek şey, filmdeki Demidov'un karısının (Noomi Rapace) rol icabından dolayı mı bilmem ama isteksiz bir şekilde rolünü oynamasıydı. Gören de zorla oynatmışlar sanacak be! Efektler, sesler, kıyafetin döneme uygunluğu, mekanlar bana göre muazzamdı. Beni tek şaşırtan seri katilin sürpriz bir isim olması. En azından askeriyeden tanıdık biri falan olsa idi daha iyi olurdu herhalde.

Son Sözler

Ayrıca bu filmin Tom Rob Smith'in 44. Çocuk adlı romanından uyarlandığını belirteyim. Bu filme 44. Çocuk denmesinin sebebi, seri katilin öldürdüğü 44. ve son çocuğun Demidov'un silah arkadaşının çocuğu olmasıdır. Eğer siz de eski tarihleri anlatan, polisiye, gerilim, dram gibi konuları seviyorsanız kesinlikle izleyin derim. Sayfanın en yukarısından diğer izlediğim filmlere de göz atabilirsiniz.  Diğer sayfaya tıklayarak hem izleyebilir hem de filmi indirebilirsiniz. Eklemek istediklerinizi ekleyebilir, görüşlerinizi yorum olarak bildirebilirsiniz. 

12 Haziran 2016 Pazar

İzlediklerim #5: The Mentalist

İzlediklerim #5: The Mentalist

The Mentalist, 2008'den 2015 yılına kadar ABD'nin CBS kanalında yayınlanmış bir polisiye dizisidir. Kısaca konusu, ana karakter olan Patrick Jane'in Red John adlı seri katilin karısını ve kızını öldürdükten sonra, intikam üzerine CBI'da (Kaliforniya Araştırma Bürosu) danışman olarak göreve başlamasıdır. The Mentalist, yıllar boyunca CBI'da danışmanlık yapan ve intikam ateşiyle tutuşan Jane'in hikayesini anlatıyor. Dizi tabikide baştan sona kadar intikam düşüncesi sahneleriyle geçmiyor. Büroya gelen esrarengiz davalar ve bu davaları çözmeye çalışan içerisinde Jane'in de bulunduğu Lisbon'un ekibi görevde oluyor. Fakat izleyici için dizide ön plana çıkan tek şey Red John'un kim olduğu.

Patrick Jane karakter olarak Sherlock'u andırsa da dizinin konusu ve işleyişi Sherlock'dan tamamen farklı. Sherlock olayları ipuçları ve bilgilerle çözdükten sonra çözümleme sürecini en ince ayrıntısına kadar anlatıyorken Jane, olayları üçkağıtçılık, içgüdü, hipnoz gibi şeylerle olayı zihninde çözümleyip sonuca ulaştırıyor. Ama daha önceden Sherlock izleyenlerin bu diziyi de beğeneceğini düşünüyorum. Şahsen bu diziyi baştan sona kadar izledim, bir kez daha da izlemeyi düşünüyorum. Eğer sizler de yabancı dizilerden içerisinde polisiye, suç, dava gibi konuları içeren dizileri beğeniyorsanız, The Mentalist'i izlemenizi öneririm.
Mentalist: zihinsel zekâsını kullanıp, hipnoz ve telkin uygulayan kimse. Düşünce ve davranışları yönlendirme uzmanı. 

The Mentalist


1. Bölüm Fragmanı



Dizi Hakkında


Yönetmen: Bruno Heller,
Yayın Süresi: 23 Şubat 2008-18 Şubat 2015
Sezon Sayısı: 7
İçeriği: Polisiye, Suç
IMDB: 8,1

Başrol Oyuncuları


İzlediklerim #5: The Mentalist

Dizi Konusu


Patrick Jane TV şovları yapan, para karşılığı kişinin zihnini okuduğunu iddia eden bir (insanların tarif ettiğine göre) medyumdur. Bir gün kendisine "Red John" adını veren seri katil hakkında küçümseme ve aşağılama içeren sözler söyler. Daha sonra bu seri katil Jane'in karısı ve kızını öldürür. Bu olay karşısında psikolojik olarak çöken Jane, TV şovları yapmayı bırakır ve artık tek istediği intikam almaktır.

Bunun üzerine CBI'a  gider ve olayın araştırılmasını ister. Günler geçer ama polisler en ufak ipucuna bile rastlayamazlar. Yine bir gün ansızın CBI'a gider ve danışmanlık yapmak istediğini söyler. Kendisini kanıtlamak için de kart numarası yapar ve danışmanlık görevi için kabul edilir. (Hangi sezonda olduğunu hatırlamadım sanırım 5. sezonda eskiye dönüp CBI'a nasıl girdiğini anlatıyordu) Gelen davaları ise zekası ile hızlı bir şekilde sonuçlandırma özelliğine sahipti Jane. Davaları kafasında çözer, sonuçlandırır ve başarıya ulaşırdı. Fakat bunların hepsi Red John'dan intikam almak içindi. İşte The Mentalist dizisi de bu geçen yılları, yaşadığı maceraları, intikam düşüncelerini anlatıyor.

İzlediklerim #5: The Mentalist
Red John'un olay mahaline bıraktığı işaret

Dizi Yorumu


Dizi boyunca Jane'in CBI ofisinde bulunan koltuğu ve elinden düşürmediği çay fincanı unutulmayacak şeylerden. Hele Lisbon'un Jane'e doğum günü hediyesi olarak aldığı çoraba "Bana çorap almışsın." diyerek ağzı kulaklarına varan Jane, bu yün çorabı yaz-kış giymesi de dizinin efsanelerinden. CBI kurallarına aykırı olmasına rağmen Van Pelt-Rigsby ilişkisi "Artık evlenin be!" dedirtecek türden. Cho'yu da unutmamak lazım. Dizi boyunca 4 bilemediniz 5 kez gülen (o da ufak tebessüm) adamdan bahsediyorum. Diziyi izlediğim sitenin yorum kısmında Cho güldüğü zaman olağanüstü bir şeymiş gibi (ki öyle zaten) bayram edenlerle karşılaşmıştım. Yine sitenin yorum kısmında her bölüm "Katili doğru tahmin etmişim." benzeri yorum yazanlarla karşılaşmanız mümkün. Bir sezon boyunca Van Pelt'in sandalyede oturmasına karşılık "Kalk artık." benzeri tepkiler veriliyordu.

Jane'in muazzam zekası, üç kağıtçılığı, güleryüzlülüğü, Lisbon'un arkadaşlığı, patronluğu, inatçılığı, Cho'nun aşırı ciddi ve soğukkanlı olması, Van Pelt'in iş aşkı, Rigsby'in ise sıcakkanlılığı, esprili olması karakterlerin en belirgin özellikleridir.

The Mentalist, arada da sürpriz yapmıyor değil. Herkesin ölü olarak gördüğü, bildiği kişileri ansızın ekranlara getirmesi ve hikayenin doğru olanını izleyiciye sunması dizinin sürprizlerinden. Hele Red John'un kim olduğu, asla tahmin edemezsiniz. (Sakin olun, söylemeyeceğim.) Özellikle de dizinin finali, harika senaryo, harika oyunculuk yani başka ne söylenebilir ki?

Replikler

Savaşacağı alanı zekice seçen komutan daha savaş başlamadan kazanır.
Jane'in intihar etmeye kalkışan bayanı ikna etme çabaları;

İzlediklerim #5: The Mentalist

İzlediklerim #5: The Mentalist

İzlediklerim #5: The Mentalist

İzlediklerim #5: The Mentalist

İzlediklerim #5: The Mentalist

İzlediklerim #5: The Mentalist

İzlediklerim #5: The Mentalist

İzlediklerim #5: The Mentalist

İzlediklerim #5: The Mentalist

Son Sözler


Her bölümünü büyük bir heyecan ve keyifle izlediğim The Mentalist dizisini sizlere tanıtmaya çalıştım. Diziyi bilmeyenlere tavsiye niteliğinde, daha önceden bir yerlerden görmüş, izlemiş kişiler içinse hatırlatma niteliğinde bir yazı oldu. Araştırmalarım sonucu pek fazla replik elde edemedim. Bu sebeple sizlerin de bildiği ya da araştırma sonucu elde ettiğiniz replikler varsa yorum olarak paylaşmanızdan mutluluk duyarım. Yalnızca replik değil, eklemek istediğiniz herhangi bir bilgi, yanlış ya da eksik gördüğünüz kısımları da belirtebilirsiniz.

12 Mayıs 2016 Perşembe

İzlediklerim #4: Bu Hafta İzlediklerim


Bu hafta yabancı dizi izlemek yerine film izlemeyi tercih ettim. Her güne 1 tane denk geldi. İzlediklerimin hepsi genel olarak güzeldi. Kısaca filmlerden bahsedeceğim ve herkese izlemelerini tavsiye ederim.

1. Piyanist (The Pianist)


Film Hakkında

Yönetmen: Roman Polanski
Vizyon Tarihi: 2002
İçeriği: Biyografi, Drama, Savaş
Başrol Oyuncuları: Adrien Brody, Thomas Kretschmann
IMDB Puanı: 8,5


Film Açıklaması

1939 yılı Varşova'sı başarılı piyanist Szpilman gözünden anlatılır. 2. Dünya savaşı öncesi yahudilere yapılan soykırım ile beraber yaşanılan zorlukları ve mücadeleleri konu alır. Dramın bol olduğu bu film toplamda 6 ödül almış ve ödüllerin 3 tanesi Oscar ödüllüdür.

Yaşandığı tarihi çok güzel yansıtan bu filmde, gerek kıyafetler gerekse mekan tam oturmuş diyebilirim. Savaş ve gerilim sahnelerinin muazzamlığını unutmamak gerekir. Umutların tükendiği anda çıkan Alman askeri ve sonrasında çalınan piyano, tüyleri diken diken yaptığını söylemekte fayda var.

"Sanki çok ömrümüz varmış gibi, beklemeyi öğretiyor bize hayat."

2. Esaretin Bedeli (Shawshank)



Film Hakkında

Yönetmen: Frank Darabont
Vizyon Tarihi: 1994
İçeriği: Dram, Polisiye, Suç, Hapishane
Başrol Oyuncuları: Tim Robbins, Morgan Freeman, Bob Gunton
IMDB Puanı: 9,3

Film Açıklaması

Hiç işlemediği bir suç yüzünden 2 defa müebbet hapse mahkum edilmiş zeki bir bankacıyı konu alır. Zekasıyla birlikte herkes tarafından sevilir ve korunur. Kendisine hem arkadaş hem de sırdaş edinir. Hapishaneye sayısız hizmetler yapmış ve müdürü ise zengin etmiştir.

Tam 20 yıl sonra sabrın karşılığı olarak hem hapishaneden kaçar hem de müdürü hapse attırır. Bunların üstüne defalarca şartlı tahliye için reddedilen Red, yeni müdür geldikten sonra kabul edilmiş ve Andy ile beraber yaşamını sürdürmüştür.

"Korkun seni mahkum eder, umudun seni özgür bırakır."


3. Alcatraz'dan Kaçış



Film Hakkında

Yönetmen: Don Siegel
Vizyon Tarihi: 1979
İçeriği: Suç, Polisiye, Hapishane
Başrol Oyuncuları: Clint Eastwood
IMDB Puanı: 7,6


Film Açıklaması

İçerik olarak klasik hapishane kaçış filmidir ve gerçek hayattan esinlenilerek canlandırılmıştır. Bazı sahneleri Esaretin Bedeli isimli filmle benzerlik gösteriyor. Kimsenin kaçamaz denildiği Alcatraz Hapishanesi'ne daha önceden başka hapishanelerden kaçmayı başaran adam getirilir. 

Adamın amacı da bu hapishaneye girmek ve kaçmayı başarmaktır. 4 kişi ile birlikte hazırlanan titiz ve kusursuz plan sayesinde kısa süre içerisinde kaçmayı başarabilirler. Bu film de insanlara sabır ile insanın her şeyi yapabileceğini anlatmaktadır.

On yıl önce Alabama'da bir bardaydım, iki kişi bana saldırdı. Bu ilk hatalarıydı. Bıçak çektiler. Bu ikinci hatalarıydı. Kullanmasını bilmiyorlardı. Yaptıkları en son hata oldu.

4. 12 Kızgın Adam


Film Hakkında

Yönetmen: Sidney Lumet
Vizyon Tarihi: 1957
İçeriği: Dram, Suç
Başrol Oyuncuları: Henry Fonda
IMDB Puanı: 8,9


Film Açıklaması

Birkaç dakikalık sahneler hariç, film sadece bir odada geçmektedir. Çok eski ve siyah-beyaz olmasına karşın IMDB'de yüksek bir puana sahiptir. Babasını bıçakla öldürmek ile suçlanan çocuğa 11 jüri suçlu derken 1 tanesi suçsuz diyor ve herkesin ortak bir kararı olana kadar konuşulmaya devam ediliyor.

Jürilerin suçluyu düşünmeksizin kendi çıkarları adına suçlu damgası vurduğunu, anlatan film herkese güzel bir ders vermektedir.

– Yani sen çocuğun suçsuz olduğunu sanıyorsun öyle mi?
+ Bilmiyorum, ama olabilir de.
– Seni tanımıyorum ama eminim hayatında hiç bu kadar yanılmamışsındır. Zamanımızı boşa harcıyorsun. Bırak gidelim.
+ Varsayalım yargılanan sendin, ne yapardın?
– Ben varsayım yapmakla uğraşmam dostum. Ben sadece bir işçiyim. Bir deneyeyim. Varsayalım sen hepimizin fikrini değiştirdin ve çocuk babasını gerçekten bıçaklamış, buna ne dersin?

5. Son Şans



Film Hakkında

Yönetmen: Antonie Fuqua
Vizyon Tarihi: 2015
İçeriği: Spor, Dram
Başrol Oyuncuları: Jake Gyllenhaal, Forest Whitaker, Rachel McAdams
IMDB Puanı: 7,5


Film Açıklaması

Dünyaca ünlü boksörün karısının kaza ölümü sonucunda geçirdiği zorlukları anlatır. Boks maçlarını yumruk yedikten sonra kazanmayı hedef alan bu boksör boksa ara vermiştir. Her şeyini kaybeden Hope mahkeme kararı ile kızı esirgeme kurumuna bağışlanmıştır.

Eski boks şampiyonunun spor salonunda temizlik yapan Hope, kendisini antremanlarda yardımcı olması için zorlamıştır. Yardım maçı için dövüşen Hope eskisi gibi yumruk yiyerek değil, savunma yaparak dövüş ediyordu. Sonraları sürpriz bir şekilde karısının ölümüne de sebep olan Escobar ile şampiyonluk maçı için teklif alır. Bu maçta nefesleri kesen bir mücadele yaşanır ve Hope yeniden Dünya şampiyonu olur. 


Yapmak istediğin şeyi yapmak için, yapman gerekeni yap.

6. Şah Mat



Film Hakkında

Yönetmen: Edward Zrick
Vizyon Tarihi: 2014
İçeriği: Biyografi, Dram
Başrol Oyuncuları: Tobey Maguire, Liev Schreiber,
IMDB Puanı: 7,0


Film Açıklaması

Dünyaca ünlü satranç oyuncusu Bobby Fischer'ın hayatını ele alan bu filmde Fisher, Örümcek Adam filminden aşina olduğumuz başrol oyuncusudur.

Daha küçükken bile hemen hemen tüm büyüklerini mağlup eden Fischer çoğu kişinin dikkatini çekmiştir. Büyüdüğünde ise bir avukat ve rahip ona sponsor olur. Rakiplerini teker teker deviren Fischer sonunda Dünya şampiyonu Rus satranç ustası Spassky ile satranç oynar ve kaybeder. 

Kendine Dünya şampiyonluğunu hedef alan Fischer 1972 Dünya Satranç Şampiyonası'na katılır ve finalde Spassky ile karşılaşır. Fakat maç öncesi paranoyaklaşan Fischer kendisinin kazanmaması için dikkatini dağıtmaya çalıştıklarını ve telefonlarının dinlendiklerini söyler.

Sonunda ise kıran kırana geçen bir satranç oyunu olur ve ilk maç Fischer kaybeder. 2. maça ise paranoyak olduğundan gelmez. Derken Fischer'ın isteği doğrultusunda oyun gerçekleşir ve kazanan Fischer olur.

Neredeyse hepsi teori ve ezber. İnsanlar bir sürü seçenek var sanıyor ama genelde tek doğru hamle vardır. Tabii en sonunda kaçacak yer kalmaz.


7. Tehlikeli Yürüyüş



Film Hakkında

Yönetmen: Robert Zemeckis
Vizyon Tarihi: 2015
İçeriği: Biyografi, Gerilim
Başrol Oyuncuları: Joseph Gordon-Levitt
IMDB Puanı: 7,4


Film Açıklaması

1974 yılında hayali Dünya Ticaret Merkezi kulelerinde ip gerip yürümek olan bir adamın hayat hikayesinden bahsetmektedir. Dünyaca ünlü sirk cambazından para karşılığı taktik ve ders alan Petit, hayalini gerçekleştirmek için Amerika'ya taşınır ve yanında Fransa'da tanıştığı kız arkadaşını da getirir.

Birkaç ortağı ile beraber plan kuran Petit hayalini gerçekleştirir ve polise yakalanır. Cezası ise ipte yürümedir.

– Pekala dostum, fotoğraflarımı istediğin zaman görebilirsin. Çok isyankarlardır.
+ Yani sadece bir fotoğrafçı değilsin. Aynı zamanda anarşist misin?
– Tüm sanatçılar bir derece anarşisttirler.
Eğer ölümsüz olduğunu düşünürsen, ölürsün.

Son Sözler

İzlediğim filmlerin hepsi gerçekten izlenmeye değer filmlerdir, ve herkese izlemelerini tavsiye ederim. Çok fazla spoiler vermemeye çalıştım bu yüzden anlatımı kısa tuttum. Peki sizler bu filmler hakkında ne düşünüyorsunuz?


27 Nisan 2016 Çarşamba

İzlediklerim #3 The Blacklist


The Blacklist, NBC kanalında yayınlanan bir polisiye-gizem dizisidir. Konusu ise, Reddington adlı FBI tarafından aranan bir suçlunun gizemli bir şekilde teslim olarak FBI ile iş birliği yapmasıdır. Tek şartı ise sadece Elizabeth Keen ile konuşmaktır.

Gizem, aksiyon, polisiye, dram gibi konuları bir arada barındıran bu dizide öne çıkan isim James Spader (Reddington)'dır. Rolünün hakkını da gerçekten çok iyi veriyor, sırf bu adam için diziyi izleyebilirsiniz. Kendi çıkarları uğruna birlikte çalıştığı bütün suçluları teker teker yakalattıran Red, zaman zaman da ilgi çekici davalarda yardımcı olmaktadır.

Şu an 3. sezonu yayında olan The Blacklist'in başlıca oyuncuları şunlardır: Megan Boone, James Spader, Ryan Eggold, Diego Klattenhoff, Harry Lennix...

Son Sözler

Şu anda izlemiş olduğum bu diziyi gizem, polisiye, aksiyon vb. konuları seven herkes için tavsiye ederim. 40 dakika kadar olan bu diziyi izlerken asla sıkılmayacaksınız.

6 Mart 2016 Pazar

İzlediklerim #2 11.22.63: 1. Sezon 1. Bölüm


11.22.63, online dizi firması Hulu'nun yayınladığı bir mini dizidir. Yönetmeni J.J Abrams'dır. Başrollerde ise James Franco, Daniel Webber, Chris Cooper, Cherry Jones, Lucy Fry ve daha fazlası vardır. Konusu ise gizemdir. 

İngilizce öğretmeni olan Jake Epping, yaşlı lokanta sahibi Al sayesinde zaman yolculuğu yapılabilen bir dolap keşfediyor ve Al'ın talimatlarıyla 1960'lı yıllara zaman yolculuğu yaptıktan sonra JFK'nin (John F. Kennedy) suikastini önlemeye çalışıyor. 

Daha fazla bahsedersem diziyi izlemiş sayılacaksınız. Bu yüzden hiç uzatmıyorum. Şu ana dek 3 bölüm yayınlandı ve yayınlanmaya da devam edecek. İlk bölümünü sizler için buldum ve hemen aşağıya ekliyorum. Fikirlerinizi, görüşlerinizi yorumlayabilirsiniz.
Bilgilendirme
Diziyi HD kalite izlemek için ok.ru adresinde oturum açmanız gerekmektedir.

18 Ocak 2016 Pazartesi

İzlediklerim #1 Sherlock 4. Sezon: Noel Bölümü!


Bir çok Sherlock severin merakla beklediği 4. Sezon, 'Noel Bölümü' isimli bölümüyle vizyona girdi. Yani Sherlock severler uzun bir 2 senenin ardından yeni bölümüne kavuştu denilebilir. İMDB'de 8,4 oylaması ile bir önceki sezonlarına göre düşük puan aldı diyebilirim. (İlk sezonun ilk bölümü 9,4 puan) Fakat siz bu puan palavralarını geçin, diziyi izlemeye bakın. Böyle kaliteli bir bölümü başka hiç bir dizide bulamazsınız.

Bu bölümde eskiye dönüş yapılmıştır. Eğer bir önceki bölümlerinden hatırlarsanız, Sherlock uçağa biniyordu. Uçakta fazla uyuşturucu aldıktan sonra bilinçaltı günümüzden 1880'lerin sonuna gidiyor ve o zamanın bir davasını çözmeye çalışıyor. Film buraya yazdığım 3-5 kelime ile anlatılmaz tabi ki. Bu yüzden hiç uzatmadan size filmi vereyim. Film hakkındaki yorumlarınızı da bekliyor olacağım.