31 Ağustos 2016 Çarşamba

İzlediklerim #8: Forrest Gump

Forrest Gump

"Koş Forrest koş!" filmi izleyen birçok kişinin aklına kazınan bir repliktir bu. İzleyecek olanların da şüphesiz aklına kazınacağı bir replik olacağını düşünüyorum. İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim başlıklı yazımın sonunda dediğim gibi, kısaca geçmek istemediğim filmlerin ilki şimdiki gördüğünüz gibi Forrest Gump. Tavsiyemdir, vakit kaybetmeden izleyin derim. Ayrıca kendime de kızıyorum 1994 senesinde çıkmış bu filmi neden taa 2016'da izliyorum diye (çaktırmayın, filmin yaşı benden büyük). Her neyse Forrest Gump piyano jenerik müziği ile yazıma devam edeyim ben.

Her yaş grubunun izleyebileceği bir film olan Forrest Gump dram, romantik ve az da olsa komedi türünde. Aksiyon, macera, savaş gibi konuları ele alan filmleri izlemeyen veya izleyemeyen kişilerin de rahatlıkla izleyebileceği bir film. İzlerken ve izledikten sonra da aklınızda ayrı bir edineceğini söylememde fayda var. Bu arada Forrest Gump filmine kadar dram ve romantik konulu film izlememiştim sanırım. Her neyse, film ile ilgili ufak bilgiler vereyim ben.

Film Forrest Gump
Vizyon Tarihi 1994
Yönetmen Robert Zemeckis
Başrol Oyuncuları Tom Hanks, Robin Wright
Süresi2 Saat 22 Dakika
IMDB Puanı 8,8
İçeriği Dram, Komedi, Romantik


Film Hakkında


Film Forrest Gump adlı birinin banka oturup otobüs beklemesiyle başlıyor. Bu bekleme esnasında yanına gelenlere de hayat hikayesini anlatıyor ve bu hayat hikayesi de filme yansıyor. Hayat hikayesi bittiğinde ise film üzerinde hikaye devam ediyor. Yani diyebilirim ki Forrest Gump hikayesini banka oturma anına kadar anlatıyor ve daha sonrasında ise hikaye bitiyor ardından yaşadıkları filme yansıyor. Şunu da belirteyim, IMDB üzerinde "TOP 250" listesinde en iyi 13. film ve birçok Oscar adaylığına layık görülmüş. 1994 senesinde ise "Esaretin Bedeli" filmi ile yarışarak 94'ün en iyi filmi seçilmiş. Her neyse filme geçelim mi artık?

Forrest Gump, zeka seviyesi geride olan ve kambur durmaması için bacaklarında özel bir metal aparatı olan bir çocuktur. Böylece diğer çocuklar ve kişiler tarafından dışlanmış, eziyet görmüş ve zorbalığa maruz kalmıştır. Zeka seviyesinden dolayı okula bile kayıt olamayan Gump, annesinin fedakarlığı sayesinde okula bir şekilde kaydolur ( ne fedakarlık ama!, filmi izleyenler bilir). Okulun ilk günü okul otobüsünde bile herkes tarafından dışlanarak otobüs koltuğuna bile oturamayan Gump, ileride hayatının aşkı olacak olan Jenny'in yanına oturur, çünkü sadece o yanına oturmasına izin vermiştir.

Okul ortamında da dışlanan ve salak diye hitap edilen Forrest Gump daha hiçbir şeyin farkında değildir. Tek teselli kaynağı annesidir. Ayrıca zamanının çoğunu otobüste tanıştığı Jenny ile birlikte geçiriyordu ve bu sırada oyunlar oynuyor, konuşuyor, oturuyor gülüyor ve daha bir çok şey yapıyordu Jenny ile filmde de dediği gibi köfte ve patates gibiydiler. Yine bir gün Jenny ile okuldan eve giderken bisiklet süren çocukların zorbalığına maruz kalmış ve taşlanmıştır. Hemen sonra Jenny o sihirli sözcükleri söyledi. "Koş Forrest koş"

Bunun üzerine olabildiğince hızlı koşmaya başlayan Forrest'ın bacaklarındaki metal aparatlar kırıldı ve koşarken de özgürleşmeye başladı. İşte bu olay ile birlikte Forrest koşabilme yeteneğini kendinde keşfetti. Gittiği her yere koşarak gidiyordu ve bunun üzerine herkes tarafından "salak" diye hitap ediliyordu. Annesi bunların hiçbirine aldırış etmeyip "Sadece aptallık yapan aptaldır." cümlesini söyleyip teselli ediyordu Gump'ı.

Yıllar geçti ve ilkokulu bitirmişti. Daha sonra liseyi okumaya başladı. Dışlanmalar, zorbalıklar, aşağılanmalar devam ediyordu. Yıllar sonra bisiklet olayının olduğu yerde çocuklar bu sefer bisiklet yerine araba kullanarak Forrest'ı kovalıyordu. Yine aynı şekilde Jenny, o sihirli sözcükleri tekrardan söyledi. "Koş Forrest koş" Küçüklüğündeki gibi olabildiğince hızlı koştu ve onları atlattı. Daha sonra liseyi bitirip üniversiteye koşabilme yeteneği olduğundan kayıt olabildi. Çünkü üniversitenin futbol takımı vardı ve Forrest tam da onlara göre birisiydi.

Üniversitenin futbol takımında başarılı bir oyun ortaya koyan Forrest, ün kazanmıştı. ABD başkanı JFK ile tokalaşma fırsatı bulmuş ve tebrik almıştı. Bu arada Jenny ile hala birliktelerdi. Fakat Jenny Forrest'ın zeka seviyesi geride olduğundan birlikte olmak istemedi ve başka erkeklerle birlikte olmaya başladı ve sonu gelmez bir bataklığa sürüklendi. Uyuşturucu, içki, sigara ve daha birçok şey... Forrest hiçbir şeyin farkında olmadan Jenny'in peşini bırakmıyordu, vazgeçemezdi ondan.

Her neyse zaman geçti ve üniversiteden mezun oldu Forrest. Hemen sonra Birleşik Devletler Ordusu'na katıldı ve burada sıkı bir arkadaşlık yaşayacağı siyahi Benjamin ile arkadaş oldular. Forrest zeka seviyesinden dolayı Benjamin ise siyahi olduğundan dolayı dışlanıyordu. Benjamin'in sülalesi karides işiyle uğraştığından Benjamin de karides işi ile uğraşmak istiyordu ve Forrest ile birlikte askerlikten sonra karides işi yapmaya karar verdiler. Bu arada Benjamin karides ile ilgili bütün inceliklerini anlatmaya başlamış ve karides çeşitlerini saymaya başlamıştı. Karides kebabı, karides yahnisi, ananaslı karides, hindistan cevizli karides...

Bildiği ne kadar karides çeşidi varsa saymaya başladı ve bu günlerini almıştı. Bir gün Vietnam Savaş'ı patlak verdi ve dikkatli olmaları gerekiyordu. Fakat pusuya düşürüldüler ve bombalar patladı. Birçok asker öldü ve yaralılar vardı. Forrest Gump yaşıyordu, hiçbir şey olmamıştı ve komutanı Teğmen Dan'i sırtlayıp uzağa taşıdı. Daha sonra hayattaki tüm askerleri aynı yere taşıyan Forrest, Benjamin'i bulamıyordu.

Sonunda Benjamin'i buldu fakat ağır yaralı ve ölmek üzereydi. Böylece Benjamin oracıkta öldü ve karides işini yapmak söz verdiği gibi Gump'a kaldı. Fakat Forrest, komutanı Teğmen Dan'i kurtardığı için hayatının geri kalanını bacakları olmadan sakat bir şekilde devam ettirecekti. Bu sebeple Forrest'a kendisini neden kurtardığını ve ataları gibi savaşarak ölmek istediğini sert bir şekilde söyledi.

Bu olaydan sonra Forrest Gump başkan tarafından üstün cesaret madalyasına layık görüldü. Böylece ülkede daha çok ünlendi ve önemli biri hale geldi. Orduda kalmaya devam etti ve masa tenisi oynamayı öğrenip kısa sürede profesyonel bir masa tenisçisi oldu. Birleşik Devletler Ordusu'nu tüm Dünya'da temsil ederek 1. oldu. Daha sonra annesini ziyaret etti ve karides teknesi alacağını ve karides işi yapacağını söyledi.

Daha sonraları Teğmen Dan ile karşılaştı. Teğmen Dan artık tekerlekli sandalyede  ıstırab çeken ve bacakları olmayan birsiydi. Karides fikrini Teğmenle paylaşan Forrest, alaycı bir tepki aldı ve bu tepki Forrest tekneyi açarsa yanında çalışacağıydı. Çok geçmeden Forrest hayalini kurduğu tekneye Jenny adını koyarak işlere Teğmen Dan ile başladı. Başlarda işler olmasa da devam ettiler ve bir gün büyük bir kasırga çıktı. Bu kasırga sonucu diğer rakip karides tekneleri telef oldu ve tek faaliyet gösteren Jenny teknesi oldu.

İşler tıkırında devam etti. Kısa bir süre sonra ciddi gelirler elde etmeye başladılar. Forrest parasını bir meyve şirketine yatırım yaptı ve parasına para kattı. Artık bir milyoner olmuştu. Daha sonra annesinin hastalandığını öğrenir ve önceden olduğu gibi koşarak annesinin yanına gider. Dramatik bir diyalog sonrası annesi vefat etmiştir.

Uzunca bir süre geçmesine rağmen Jenny geri döndü ve Forrest'ın evinde bir müddet kaldı. Forrest Jenny'e evlenme teklifi etmiş fakat Jenny kendisinin bunu hak etmediğini düşünerek red etti. Çok geçmeden Forrest uyuyorken evi terk etti ve kayıplara karıştı. Bu olay sonucu üzülen Gump, biraz koşmaya karar verdi ve koşmaya başladı. Koşuş o koşuş... koştukça koştu ve bu koşma işlemi üç seneden fazla sürdü. E tabi bu koşu sırasında birçok işçiye ilham kaynağı olmuş ve arkasında takipçi bile vardı. Beraber günlerce aylarca koştular. Ta ki Gump'ın ölmüş annesini özlemesine kadar. Böylece bu akıl almaz maraton sona erdi ve evine döndü.

Zaman geçti ve Jenny'den bir mektup aldı. Adresini yazıp Forrest'a kendisine gelmesini istiyordu bu mektupta ve Forrest vakit kaybetmeden otobüse binip hayatının aşkı Jenny ile buluşmak için yola koyuldu ve bir banka oturup otobüs beklemeye başladı.

Film açıklamasının en başında dediğim gibi hikayesi burada sona eriyor ve artık gerçekleri yaşayacaktı. Hikayesini bitirdiğinde ise adrese ulaşmak için otobüse binmeye gerek kalmadığını, yürüyerek gidebileceğini öğrenir yanındaki hikayesini anlattığı kişiden.

Ve beklenen an gelmiştir. Jenny ile buluşur ve bir Forrest adında bir kız çocuğu olduğunu öğrenir. Hemen sonra Jenny Forrest'a evlenme teklifi eder. Forrest bu teklifi kabul eder ama öncesinde kızının da kendisinin gibi zeka geriliği olmasından endişelenir fakat kız çok zekidir ve sınıfında birincidir. Kısa bir süre sonra evlenirler ve düğünlerinde yıllardır görmediği Teğmen Dan nişanlısıyla katılır. Teğmenin artık sağlam bir protez bacağı vardır ve halinden memnundur.

Evlilik çok sürmeden Jenny ölür ve kız Forrest'a bakmak Gump'a kalır. Yıllar önce annesinin kendisini otobüse bindirdiği yerde kızını okul otobüsüne bindirir ve bu film filme anlam katan tüy ile sona erer.

Film Hakkındaki Düşüncelerim



Kesinlikle izlenilmesi gereken, izleyenlerin ise bir daha izlese yine aynı havayı düşündüğüm bir film. Oyunculuk, senaryo, görseller ve daha birçok şey mükemmel. Aslında bizlere de ders veriyor bu film. Umudu, azimi, kararlılığı ve daha birçok şeyi öğretiyor. Zeka seviyesi geride olmasına rağmen büyük işler başarabilineceğini anlatıyor.

Filmin başında ve sonunda ortaya çıkan tüy ise anlam çıkarmamız gereken bir şey. Kaderimizin bir tüy gibi olduğunu ve savrulduğunu söylüyor bize Forrest Gump. Ayrıca bu tüy sahnesi için günlerce emek verilmiş.

Filmin bir kamera arkasını izledim de adamlar gerçekten mükemmel. Özellikle Tom Hanks. Kamera arkasında bile sıfır hata ile rol yapmış ve kendini Forrest Gump rolünün içinde hissetmiş. 1994 yapımı olmasına rağmen görsel efektler çok iyi kullanılmış. Bilgisayar yardımı ile Forrest Gump hayatta olmayan birçok kişi ile (JFK, Lennon...) aynı yerde ve tokalaşıyor.

Beğenmediğim kısımlara gelirsem, filmde istemli mi istemsiz mi bilmiyorum ama reklam yapılmış. Filmin başında gördüğünüz üzere Forrest Gump'ın Nike ayakkabıları ve filmin ortalarında açılan bir mektupta Apple Inc. logosu. Hiç hoş şeyler değil. Aman bu da filmin nazar boncuğu oluversin.

Forrest Gump'ı uyumadan öncesi izlemiş ve uyandığımda aklıma gelen ilk şey olmuştu. Yeri gelir üzüntüye sokan, yeri gelir ağzımız kulaklarımıza gelecek kadar güldüren bir film olmuş Forrest Gump. Replikleri ise aklımıza kazınacak türden. Haydi bir de o repliklere bakalım.

Forrest Gump Replikleri


Hayat bir kutu çikolata gibidir, içinden ne çıkacağını hiçbir zaman bilemezsin.
Koş Forrest koş
Jenny ve ben köfte ve patates gibiydik.
Bir insanın ihtiyacı olduğu para bellidir. Gerisi sadece gösteriştir.
Hayata devam edebilmen için geçmişi geride bırakman gerekir.
Bir insanın ayakkabılarından çok şey anlarsın.
Sadece aptallık yapanlar aptaldır.
Akıllı bir adam değilim, ama aşkın ne olduğunu biliyorum.
Neden ölüyorsun anne.
Pinpon oynamaktan sıkıldığım zamanlarda bile pinpon oynuyordum. 
Ölüm de yaşam gibi hayatımızın bir parçası.

Son Sözler 


Gerek replikleri gerek senaryosu yani her şeyi muazzam olan bu filmi izleyin, izlettirin. Yazım sırasında ufak tefek yanlışlıklar, yazım yanlışları, olayların sıralanması gibi hatalar olabilir. Bu hatalar ile karşılaştığınızda beni bilgilendirmeniz sevindirecektir. Sizler de düşüncelerinizi katabilir, yorumlarda bulunabilirsiniz. 

Biliyorum yazı çok uzun oldu ama bu denli bir filmi uzun uzun anlatmak da şart oldu be!

SpeedCommander 16.30.8400 32-64 bit En-De




A fast file manager with many special features without installation.

Download Portable SpeedCommander 16 Online (0.2 MB) 06/10/15

Download Portable SpeedCommander 15 Online (0.2 MB) 26/04/15


Extract and run SpeedCommanderPortable.

Settings of installed SpeedCommander should be preserved.

30 Ağustos 2016 Salı

PhotoFiltre Studio X 10.11.0 Multilingual




Complete image retouching program without installation.

Download Portable PhotoFiltre Studio MultiVersion Multilingual Online (0.7 MB) 30/08/16

Select language and enter: 10.11.0


Languages: Arabic, Belarusian, Czech, Danish, Dutch, English, Estonian, Farsi, Finnish, French, German, Hebrew, Hungarian, Italian, Japanese, Norwegian, Polish, Portuguese, PortugueseBR, Russian, SimpChinese, Slovak, Slovenian, Spanish, Swedish, Thai, TradChinese, Turkish, Ukrainian

Extract and run PhotoFiltreStudioPortable.

Not registered but unlimited trial (always 30 days remaining)

If you have a key: write Registered=true in PhotoFiltreStudioPortable.ini, launch and Register.

Register again on a new computer, each registration stored in Data.

If you drag'n drop a file on (or open with) PhotoFiltreStudioPortable: it will be opened in PhotoFiltreStudio.

Settings of installed PhotoFiltreStudio should be preserved.

26 Ağustos 2016 Cuma

Blogger'dan Beklentilerim


Vaktimizin çoğunu bu lanet olası platformda harcadığımızdan, insanın ister istemez birkaç beklentisi oluyor. Benim ya da diğer kullanıcıların aklına geliyor da bir sizin mi aklınıza gelmiyor, yoksa önemsemiyor musunuz? Azcık ucundan ilgilenseniz diyorum sayın Google Bey Amca. Burada bir şeyler zırvalayacağım işte, bakalım siz bu yazıyı okuyanlar olarak ne düşüneceksiniz?

Tasarım Değişikliği


Blogger'dan Beklentilerim

Yani mobil uygulamaların olsun, web araçların olsun bas bas bağırıyorsun be Material Design diye. Yayınladığın her uygulamada kullanıyorsun ama Blogger'a gelince yok! Olmaz böyle bu işe bir çare bulun ve Material'ı acilen bu Blogger'a getirin. En azından insanın içi açılır Blogger'da gezinirken. Bu arada bunun üzerinde bir çalışmanız varsa sorun yok ama ben sizlerin çalışma içerisinde olduğunuza da inanmıyorum, her neyse! Yapın artık şu tasarımı!

Mobil Uygulama


Blogger'dan Beklentilerim

Bu konuda sadece isyan eden ben değilim, değil mi? Kesinlikle blog yazarları olarak hem fikiriz sanırım. Sen koskoca Google, bir mobil uygulama yapma. Hem de Dünya'da milyonlarca kullanılan bir platformun, gerçekten ayıp ha yaptığınız.

Azcık Wordpress'e bakın da nasıl uygulama yapıldığını öğrenin. Şimdi sizler "Google'ın yayınladığı Blogger uygulaması var." diyeceksiniz. Evet var, hiç bir işe yaramayan ve görünümü tarihten kalma bir uygulama... Google'a "blogger apk" yazıp ararsanız bulursunuz zaten. 

Demem o ki, hem kendisi için hem de bizler için Google adam akıllı bir mobil uygulama yapmalıdır.

Çevrimiçi Şablonlarda Değişiklik


Blogger'dan Beklentilerim

Acaba biz hangi tarihteyiz? 2000'lerin başında mıyız da sizler bu dandik şablonları kullanmamız için sunuyorsunuz. Bir Wordpress'e bakın bir de kendinize. Hem teknik bilgisi olmayanlar ne yapacak? Sizlerin hiç de hoş olmayan şablonlarınıza esir mi kalacaklar? Koyun 100-200 şablon da herkes faydalansın. 

Burada tema yüklemeyi bilmeyenler, kodları görünce korkanlar, ya da konu hakkında bilgisi olmayan birçok kişi var. Kolaylık sağlarsınız yani çok mu şey?

Eklenti Desteği


Blogger'dan Beklentilerim

Tamam belki Wordpress'e özeniyorum ama haklı değil miyim? Wordpress'deki Yoast eklentisi gibi onlarca eklentiniz olsa fena mı olurdu? Kullanıcılar için hiç de kolaylık sağlamıyorsunuz ama siz. Azıcık yenilik getirin şu platforma da canımızı sıkmayın, yoksa blogu Wordpress'e taşırım he. (Evet tehtid ediyorum.)


(Bonus) Kullanıcıların Blogunu Bırakmaması


Blogger'dan Beklentilerim

Bu başlık tam olarak Blogger platformuyla ilgili değil ama yine de bir beklentim olarak yazmak istedim. Birçok kişi kafasına estiği gibi blog açıyor (açın tabi ki). Fakat bir süre sonra ya kaldırıyor ya da bir daha suratına bile bakmıyor. Daha sonra da ortada bir çöplük gibi kalıyor ve adı da "çöp blog" oluyor. 

Yav neden böyle yapıyorsunuz ki? Hem emekleriniz boşa gidiyor hem de insanları blogdan soğutuyorsunuz. Amacınız ne ki sizin? Bu arada yeni blog açanlara da söylüyorum, sakın ola ki bırakmayın. Devam ettirin ve hobi haline getirin. Hem siz kazanın hem de biz kazanalım.


Son Sözler


Sizlere Blogger'dan beklentilerimi aktardım. Tabi, burada Wordpress ile karşılaştırma yapıp eksikliklerini dile getirdim. Belki de şikayetçi olacaksınız ama şimdiki zamanda kim kime özenmiyor ki. Facebook bile kendisinden sonra çıkan Twitter'a özenmiyor değil. Hem Google olmasa Wordpress olmazdı değil mi? 

Bonus olarak yazdığım şey ise çok önemli. Yapmayın, etmeyin. Açtıysanız bir blog devamını getirin. Her neyse sizlerin daha farklı beklentileri var mı? Fikirlerinizi yorum bölümünde belirtebilirsiniz. Bu arada bir çılgınlık yapıp,  resmi Google ve Blogger hesaplarına etiket göndereceğim. Belki dikkate alırlar (olacağı yok ama, insan bekliyor işte).

Etiket işi yattı, mobilden yazdığımdan dolayı etiket olmuyor, PC'ye geçtiğim bir vakit hallederim.

23 Ağustos 2016 Salı

Kullandıklarım #3: Chroma Keyboard

Kullandıklarım #3: Chroma Keyboard

Android cihazlara görsellik katan Chroma Keyboard adlı uygulamayı hem kullanıyor hem de sizlerle paylaşıyorum. Bana göre alanının en iyisi olan bu uygulamayı kullanmak için Android cihazınızın sürümünün "5.0 Lollipop" ve üzeri olması gerekmektedir. Başlıca ne işe yaradığına gelirsem; bu uygulama sayesinde klavyeniz statusbar rengini alarak uygulamadan uygulamaya değişiyor. Örneğin, WhatsApp uygulaması açıldığında statusbar (bildirim çubuğu) koyu yeşil bir renge dönüşüyor. Chroma Keyboard sayesinde de klavyeniz uygulamanın rengini alacak ve göze daha çok hitap edecek. (Anlamadıysanız, ekran görüntüsü paylaşacağım, merak etmeyin.)

Uygulama sadece bununla da sınırlı değil. Klavyenizin temasını, şeklini, boyutunu, rengini, tipini yani kısaca her şeyini değiştirebilirsiniz. Şık tasarımı ve benzersiz özelliklere sahip Chroma Keyboard uygulamasında anlayacağınız yok yok. Hani derler ya "saymakla bitmez" diye. İşte bu cümle Chroma Keyboard uygulamasının özellikleri için denmiş gibi. 

Uygulamayı, Lucky Patcher sayesinde crackladım ve ücretli versiyonunu ücretsiz bir şekilde kullanıyorum. Benim sizlerle paylaştığım da "Pro" yani ücretli versiyonu. Korkmayın, cebinizden beş kuruş çıkmayacak. Bu sayfadan ücretsiz bir şekilde indirebileceksiniz. Gelelim bu uygulamanın ekran görüntülerine.

Kullandıklarım #3: Chroma Keyboard

 Bu ekran görüntüsü ile ne demek istediğimi çok daha iyi anlamışsınızdır umarım. Klavyeniz şık bir tasarımla birlikte uygulamanın rengini alıyor. Bir de sizlere uygulamanın içerisinde ne var ne yok göstereyim.

Kullandıklarım #3: Chroma Keyboard

Yani bir klavye uygulamasında daha ne olabilir ki? Her şey düşünülmüş. İndirip kullanmak isterseniz diye aşağıda indirme linki vereceğim. Android cihazlarına görsellik katmak isteyenler bu uygulamayı hiç düşünmeden indirsin yani, benden demesi! Her neyse çok uzattım, aşağıdan bu uygulamayı hızlı bir şekilde indirebilirsiniz.

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Mim #6: Satır Arası Mim

Mim #6: Satır Arası Mim

52 günden beri hiçbir mim yazısı yazmamıştım, bayağı da olmuş be. Zaman ne çabuk geçmiş. Her neyse sağ olsun Emre Bektaş beni başlattığı bir mim yazısında mimlemiş ve ben de çok geçmeden yanıtlamaya karar verdim. Kısa da bir şey zaten. Ayrıca kendisine beni mimlediği için buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Haydi sorulara geçelim mi?

Mim #6: Satır Arası Mim

1. Nasıl blog yazmaya başladınız?

Öncelikle ben sizlere şu yazımı bırakarak soruyu yanıtlayayım. Blog yazmaya bir heves üzerine Android oyun ve uygulamaların APK dosyalarını paylaşmak amacıyla başladım. Açıkçası bende ne bir yetenek ne de blog açma isteği vardı. Birden oldu diyelim.

2. Blogunda daha önce yazmadığın bir tarzda yazacak olsan bu ne olurdu?

Gezi yazısı yazmayı isterdim. Gezip, gördüğüm yerleri (ki ben çok gezen birisi değilim) sizlere aktarmak iyi bir şey olsa gerek. Bakalım gezdiğim zaman onu da düşünürüz. Siz beğenecek misiniz? Orasını bilemem.

3. Bloglarda okumayı en çok sevdiğin konular nelerdir?

Başta "İzlediklerim" kategorisi altında bulunan tüm yazıları okumayı severim. Bir de ilgimi çeken dizi veya film olunca tadından yenmiyor. Ayrıca Blogger'a dair tüm konular. Eklenti, tema, ipucu vs. gibi konuları da okumayı severim.

4. Hayatta en çok yapmak istediğin 3 şey nedir?

Valla hiç düşünmedim be. Ama ilk olarak kendime ait bir evim olduğunda içerisini eskiyi andıran eşyalar ile dizayn etmek isterdim. Daha sonra müthiş bir PC sistemi [ledler, ışıklı klavye (Razer Blackwidow Chroma) vs.] isterim. Son olarak da aklıma hiçbir şey gelmiyor ama uyduracağım bir şeyler. Düzenli bir şekilde binlerce film indirip koleksiyon yapmak da son isteğim olurdu.

Mim #6: Satır Arası Mim

Son Sözler

Gördüğünüz üzere çok basit bir şekilde yanıtlanabilen ve her sorusuna bir cümle ile cevap verilebilecek bir mim. Üşengeçler için biçilmiş bir kaftan da denilebilir. Daha ne olsun? Peki sizler bu yazım hakkında neler düşünüyorsunuz, beğendiniz mi?

Kimleri Mimledim?

Hem az çok tanıdığım birkaç kişiye hem de yeni yeni görmeye başladığım birkaç kişiye mimi şutlamak istedim. Tabi cevap vermek zorunda değilsiniz, amacım etkinliğin etkinliğini artırmak. (Nasıl bir cümleyse) Her neyse işte lafı dolandırmayayım ben.


18 Ağustos 2016 Perşembe

"Base" Kişisel Blogger Teması

"Base" Kişisel Blogger Teması


Kişisel bloglarınızda kullanabileceğiniz bir tema olan Base'in yapımcısı Template Clue'dır. Kusursuz mobil görünümü ve estetik tasarımıyla favorilerim arasına girmiştir. Sizlere sunduğum Base teması ücretsizdir. Fakat premium sürümünü 10.99$ gibi bir fiyata satın alabilirsiniz. 

Sizlere premium ile ücretsiz arasındaki farkları söyleyeyim. Premium sürümünde footer kısmındaki tema yapımcısının linkini kaldırabilirsiniz, fakat ücretsiz sürümde bu linki kaldıramazsınız. Kaldırdığınız taktirde blogunuz otomatik olarak tema yapımcısının sitesine yönlendirilir. Ayrıca ücret ödeyerek temayı satın alırsanız, tema yapımcısı sizlere kurulum öncesi, kurulum ve kurulum sonrasında yardımcı oluyor. Endonezya'lı bir kişiyle nasıl iletişim kurabilirsiniz orası ayrı bir şey. Merak etmeyin, gerekli yerlerde ben de yardımcı olurum.

Kısacası SEO ve mobil uyumlu, şık tasarımlı ve çok fonksiyonlu bir tema arıyorsanız indirme butonuna tıklayarak indirebilirsiniz. Ayrıca "Önizleme" butonuna tıklayarak da temaya göz atabilirsiniz.

16 Ağustos 2016 Salı

WinRAR 5.40 32-64 bit Multilingual




Archive manager without installation.

Download Portable WinRAR Multiversion Online (0.3 MB) 02/12/14

Select language and enter 540

If not available in your language: english will be downloaded (result can be localized if previous was).


Extract and run WinRARPortable.

You must be connected to Internet during extraction: installer will download setup to extract files (Arabic, Armenian, Belarusian, Bulgarian, Catalan, Chinese Simplified, Chinese Traditional, Croatian, Czech, Danish, Dutch, English, Estonian, Finnish, French, Georgian, German, Greek, Hebrew, Hungarian, Indonesian, Italian, Japanese, Korean, Lithuanian, Macedonian, Norwegian, Polish, Portuguese, Portuguese Brazilian, Romanian, Russian, Serbian Cyrillic, Serbian Latin, Slovak, Slovenian, Spanish, Swedish, Thai, Turkish, Ukrainian, Uzbek, Valencian, Vietnamese)

WinRAR use no more registry: only ini file.

Settings of installed WinRAR should be preserved.


Android Cihazlarda Müzik Dinlerken Ses Takılması Sorunu ve Çözümü

Android Cihazlarda Müzik Dinlerken Ses Takılması Sorunu ve Çözümü

Android cihazımda müzik dinlerken karşılaştığım bir sorun olan, ses takılmasının nasıl çözüldüğü hakkına sizlere bir çözüm sunacağım. Böyle bir sorun ile karşılaşanlar için alternatif bir çözüm olur ve ben de nasıl çözdüğümü anlatırım. Tabi bu konuda garanti vermiyorum, sadece neler yaptığımdan bahsedeceğim. 

Sorun

İlk olarak sorundan bahsedeyim ben. Müzik uygulamasından müzik dinlerken ses kesiliyor ve bir müddet sonra müzik kesildiği yerden devam ediyor. Daha sonra yaklaşık olarak 15-20 saniye müzik çalmaya devam ediyor ve tekrar ses kesiliyor. Ses kesildikten sonra ise ilk baştaki gibi müzik çalmaya devam ediyor. Bu ses kesikliği ise 1-2 saniye oluyor ve haliyle insanın sinirini bozuyor. Bu döngü ise müzik bitene kadar devam ediyor.

Sorunun nedenini hala anlamış değilim ama kendimce 2 tane çözüm buldum ve bu sorunla karşılaşanlar nasıl çözdüğümü öğrenip kendi cihazlarında uygulayabilirler.

Nasıl Çözdüm?

Çözüm 1

Kendi bulduğum ilk çözümüm, Play Store'dan "VLC" ya da "Stellio Music Player" adlı uygulamalardan birini indirmek. Bu uygulamalardan müzik dinlendiğinde bahsettiğim sorun ile karşılaşılmıyor. Zaten "Stellio Music Player'ı da sizlere kullanmanız için önerebilirim.

Çözüm 2

Gelelim ikinci çözüme. Bu sefer Play Store'dan equalizer destekli herhangi bir müzik çalar indirin. (Benim önerim, Phonograph uygulaması olacaktır. Uygulama her yönüyle çok iyi.) Equalizer destekli müzik çalar uygulamasından dinlemek istediğiniz müziği oynatın ve müzik çaldığı esnada equalizer seçeneğini açıp kapayın. Sorun ortadan kalkacaktır. Fakat bu işlemi her müzik dinlediğinizde yapmanız gerekiyor (Aman ne olacak, altı üstü birkaç salise!).

Benim bulduğum çözümler bunlardı. Sizlerin bildiği başka çözümler varsa söyleyebilirsiniz. Aranızdan daha önce böyle bir sorunla karşılaşan oldu mu? Sizlerin bu çözüm hakkındaki düşünceniz nedir?

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Blogger'la Tanışma, Kişisel Blogumu Açma ve Bu Güne Kadar Getirme Sürecim

Blogger'la Tanışma Kişisel Blogumu Açma ve Bu Güne Kadar Getirme Sürecim

Belki de bu yazıyı uzun yıllar sonra ve başarılı bir blog sahibi olduktan sonra yazmalıydım. Şimdiye nasipmiş ne diyeyim. Bu yazımda sizlere Blogger ile nasıl tanıştığımı, kişisel blogumu nasıl açtığımı, öncesi ve sonrasında neler yaptığımı ve kişisel blogumu bu güne nasıl getirdiğimden bahsedeceğim. Hem kendimden bahsetmiş olurum hem de bazı tavsiyelerde bulunarak düştüğüm hatalara sizin de düşmemenizi öneririm.

  • [message]
    • ##info##  Bilgilendirme
      • Bu yazıyı ortalama 8 dakika içerisinde okumanız mümkün.

Blogger'la Tanışma

Facebook üzerinden bana "Knk şu bloga girip yazılara yorum yapıver" mesajıyla başladı aslında bütün maceram. Neyse işte, blogu ziyaret ettim. Yazıları dahi okumadan "Çok güzel yazı." vb yorumlar yaptım (Allah affetsin). Bloga domain alınmadığından uzantısı blogspot.com idi. Sanki daha önceden aşina olduğum bir uzantı gibime geldi. Her neyse bir kaç gün sonra aklıma bir fikir geldi ve ben kendime bir blog açacaktım. Bu blogda Samsung Galaxy Young adlı cihazın kaldırabileceği oyunların apk dosyalarını paylaşacaktım.

İlk Blogu Açma

Sanki Blogger platformundan blog açıldığını biliyormuşum gibi bir anda blogu açtım. Yüzlerce kişi gelecek düşüncesi içerisinde başka sitelerdeki uygulamaların açıklama metnini kopyala-yapıştır yapıyor ve bunun yanında resimle linkleri de kopyala-yapıştır yapıyordum (Allah bunu da affetsin). Daha sonraları karar değiştirerek dosyaları upload edip, açıklamaları da kendim yazmaya başladım orası ayrı.

Ufak bir ayrıntıyı da atladım, ülkemizde bloglarla uğraşan pek olmaz diye de yazıların İngilizce şeklinde olan açıklamalarını kullanıyordum. Daha sonra beklentim hep yazılarıma yorum gelmesiydi ve o yorum bir türlü gelmiyordu. Çünkü ben koskoca çölde olan bir kum tanesiymiş gibi kendi kendime konuşuyordum diyebilirim. Sonra bir çakallık yaparak, anonim hesap oluşturup kendi bloguma kendim yorum yapıyordum. Sanki başkası yapmış gibi (Ne kadar da zihniyetsiz bir davranış).

Yazılarım okunmuyor, yorum gelmiyor, tıklanma olmuyor ve ben hiçbir şeyden anlamıyordum. Sonra Blogger panelini kurcalayarak Şablon bölümünden düzenleme yapmaya karar verdim. Pek bir bilgim olmadığından Blogger'ın temel şablonlarını deniyor ve arka plan rengini ayarlamaya çalışıyordum. Blogumun eski ve yeni halinin ekran görüntüsünü alıp grup konuşmasına atıyordum ve hangisinin daha iyi olduğunu soruyordum. Bana gelen cevap ise "Olum sadece arka plan rengini değiştirmişsin!" olmuştu.

Tema Arayışları

Bunun üzerine yine ülkemize güvenmeyerek Google'a "Blogger themes" şeklinde bir arama yaptım ve bir siteden herhangi bir beğendiğim temayı indirdim. Temanın nasıl yükleneceğini araştırmadan dosya içerisindeki kodu gerekli yere yapıştırdım. Kendi kendime nasıl yüklendiğini bulduğum için hayret ediyordum ama oldu işte.

Daha sonraları tema arayışlarına devam ettim ve günlerce her gün 5-10 tema olmak kaydı ile temaları tek tek denedim. Hastalık olmuştu sanki. Fakat bir sorun vardı bu temalar İngilizce idi. Bilgim olmadığından İngilizce olarak kullanmaya devam ettim. Tema İngilizce, yazılar Türkçe. Çelişkiye bakar mısınız?

İlk Düzenlemeler

Yine araştırmaya gerek duymadan temaları Türkçe yapmaya karar verdim. Ama nasıl olduğunu bilmediğimden fikir üretmeye başladım ve temada gördüğüm herhangi İngilizce bir kelimeyi arayıp kendimce Türkçesini yazdım ve kaydettim. Bir baktım ki başarılı oldum ve temayı tamamladım.

Bu arada ben tema araştırıp indirmeye devam ediyorum tabi. Mavi tonlarını sevdiğimden mavi renkli temalar indiriyordum. Aylar geçti ve bu renklerin de değişebileceği fikrine kapıldım. Yine araştırmadan etmeden # ile başlayan yerlerin renklerle alakalı bir yer olduğunu anlamıştım. Bir şekilde kendimi renk kodlarının olduğu bir sitede buldum ve renkleri tek tek düzenlemeye karar verdim. Düzenlemeler için neredeyse günümün tamamını harcıyordum. Şimdi fark ettim ki zaman kaybında o sıralar nirvanaya ulaşmışım.

İçerik girmektense temalarla uğraşıyordum ve farklı farklı temalar edinip sil baştan düzenlemelere devam ediyordum. Daha sonradan içerik yazmaya devam ettim ve bir yorum gelir ümidiyle bekledim. Tabi o zamanlar Google+ ve topluluklarından haberim yoktu.

Bırakma Düşünceleri ve Kişisel Blogumu Açma

İyice sıkılmaya ve tamamen bırakmaya karar vermiştim. Sonra farklı farklı bloglar açıyor, önceki yaptıklarımı tekrar ediyordum. Söylemeyi de unuttum ilk blogumu 2014 temmuz ayında açmıştım. Tarih oldu 2015 sonbaharı ve ben hiç ilerleme kaydedememiştim.

En sonunda kendime şu anda bulunmuş olduğunuz kişisel blogumu açtım. İçerikler, temalar, fontlar vs. derken eskisi gibi yine berbat etmiştim. Bu sefer yazılar ile tema arasında uyumsuzluk olduğunu düşünerek, içeriklerimi de silmiştim. Her seferinde böyle yaptığımdan belki de şu an 150-200 içerikle karşınızda olacaktım. Yaz, sil, tema düzenle derken ben hala yorum beklentisi içerisindeydim ve o yorum bir türlü gelmiyordu.

Yeniden Başlayış, Google+ ve GFC ile Tanışma

Aylar geçti ve ben bırakmanın eşiğindeyken adam akıllı bir tema düzenlemeye karar verdim. Sonra silmemek kaydı ile düzenli içerikler yazmaya da karar verdim. Bu kararı faaliyete geçirdiğim zaman ise 1 Ocak 2016 tarihi olmuştu. Hemen ardından Google+ ve topluluklar ile tanıştım. Baktım ki millet burada yazılarını paylaşıyor ben de bir paylaşayım dedim. Çok geçmeden ilk yazımı paylaştım ve Google+ topluluklarında da paylaşarak, diğer yazılarıma odaklandım. İlk kez yorum arayışında değilken, bir de ne göreyim kişisel bloguma yorum gelmiş!

Bayağı sevinmiştim. Daha fazla yazma isteği geldi ve topluluklardan yorumlar gelmeye devam ediyordu. Doğal olarak ben de seveceğim yazıları okuyor ve yorumluyordum. Tek bir eksik vardı, o da GFC kullanmamamdı. Sebebi ise ne işe yaradığını bilmemem ve görüntüyü bozmasıydı. Yine araştırma gereği duymadan ne işe yaradığını yaradığını anlayıp, sanırsam Nisan 2016 tarihinden beri kullanmaya başladım.

Eskisi gibi yapmıyor, yazılarımı tamamen özgün bir şekilde yazıyordum. E tabi doğal olarak karşılığını da alıyordum. Arada ufak tefek sinirlenerek bırakmayı dahi düşündüm ama elim varmadı. Tek düşündüğüm; ziyaretçiler için faydalı olabilecek yazılar yazmak ve yardımcı olabilmekti. Zamanla yazılarıma devam ettim, amacım ise sadece faydalı olmaktı. Bunun yanında zaman zaman kişisel konulara da yer verdim.

Tavsiyeler

Blogger'la Tanışma, Kişisel Blogumu Açma ve Bu Güne Kadar Getirme Sürecim

Öyle böyle bu güne geldim işte. Şimdi de sizlere bu yazıyı yazıyorum. Umarım benim düştüğüm hiçbir hataya düşmezsiniz. Şimdi sizlere yaşadıklarımı da ele alarak birkaç tavsiye vermek istiyorum. Hem yeni blog açacak ya da açmış olanlara rehber olur hem de sizler de bu hatalara düştüyseniz, düzeltme fırsatınız olur.
  • Blogunuzu açarken beklentiniz kesinlikle yorum almak ve para kazanmak olmasın. Sonuç hüsran olacaktır.
  • Yazılarınızda kesinlikle bir cümle olsa bile kopyala-yapıştır yapmayın. Özgün olun ve emek verin. Aksi halde kaldığınız yerde sayıklamaya devam edersiniz.
  • Blogunuzu açtığınızda yapacağınız ilk şey tema seçimi yapmak ve ayarlarınızı düzenlemek olsun. Yoksa ileride çok fazla zaman kaybedersiniz. İleride ise zamanınızı sadece yazı yazmaya harcayın. 
  • Google+ topluluklarını kullanarak diğer Blogger kullanıcıları ile yardımlaşın, iletişim halinde olun. 
  • GFC (İzleyiciler) widget'ını kalıcı olarak blogunuza yerleştirin. Sizin yararınıza olacaktır.
  • Bir blog açtıysanız ve yazılar yazdıysanız, bırakmayı asla ve asla düşünmeyin. Eğer bırakacaksanız zaten hiç açmayın daha iyi. Bir hevesle açılan ve aynı hızda hüsrana uğrayan birçok blog gördüm, sizler yapmayın.

Son Sözler

Öncelikle zaman ayırıp bu sıkıcı ve biraz uzun yazının tamamını okuyup bu satırları da okuyan herkese teşekkür ediyorum. İşte sizlere Blogger serüvenimi bir nebze olsun anlattım. Umarım ki benim düştüğüm hiçbir hataya düşmez, başarılı bir şekilde işlerinizi halledebilirsiniz. 

Şunu da belirtmek istiyorum; bilgisayara geçme fırsatım olmadığından mobilden yazmak zorunda kaldım ve saatlerimi bu yazı için harcadım. Tek isteğim yazıya gelenler tarafından okunmasıydı. 

Sizler eksik bulduğunuz yerleri tamamlayabilir, öğrenmek istediğiniz bir şey olduğunda sorabilir ve tavsiyelere eklemeler de yapabilirsiniz. Peki sizler bu yazım hakkında neler düşünüyorsunuz?Yorum bölümünde belirtebilirsiniz.

13 Ağustos 2016 Cumartesi

Hiçbir Yerde Bulamayacağınız 4 Adet Blogger Eklentisi!


Blogunuz için yazı yazmanın dışında görsel açıdan güzelleştirmeniz gerekir. Bu sayede ziyaretçilerin ilgisini çekebilir, blogunuzun görselliğini artırabilirsiniz. Ben de biraz araştırma yaptım ve araştırma sonucunda derlediğim 4 adet eklentiyi sizler için paylaşıyorum. Belki de aralarından hoşlandıklarınız olabilir ve kullanmaya başlayabilirsiniz. Haydi geçelim mi o eklentilere?

1. Filmleriniz İçin Puanlama

Hiçbir Yerde Bulamayacağınız 4 Adet Blogger Eklentisi!

İzlediğiniz ya da yorumladığınız herhangi bir filmi ve diziyi bu eklenti sayesinde puanlayabilirsiniz. Ayrıca hemen altında da ufak bir açıklama yapabileceğiniz bu eklenti sizler için biçilmiş kaftan olacaktır.

  • Blogger Kontrol Paneli'nde bulunan Şablon > HTML'yi düzenle seçeneklerine tıklayın.
  • Kodların bulunduğu alana bir kez tıklayın ve Ctrl+F tuşlarına tıklayın. Ardından karşınıza gelen arama ekranına ]]></b:skin> yazıp Enter tuşuna tıklayın.
  • ]]></b:skin> kodunun bir üst satırına aşağıda bulunan kodları yapıştırın ve şablonu kaydedin.
[/*Review Widget */ .BSReview-summary{position:absolute;z-index:2;bottom:0;font-size:14px;left:14px;right:14px} .BSReview-summary{opacity:1} .BSReview-summary p,.BSReview-summary h3{margin:0} .BSReview-summary h3{font-size:20px} .BSReview-summary p{padding:10px} .BSReview-summary a{color:#FFF} .bs-review{border:1px solid #E7E7E7;margin-bottom:15px} .review-item,.item-summary:first-child{border-bottom:1px solid #E7E7E7} .review-item{padding:12px} .review-item:last-child{border-bottom:0} .rev-value-outer{background-color:rgba(0,0,0,0.10);overflow:hidden;box-shadow:inset 0 0 4px rgba(0,0,0,0.2)} .rev-value{height:10px;background-color:#E74C3C;box-shadow:0 0 5px rgba(0,0,0,0.3)} .review-circle{padding-bottom:5px;overflow:hidden;font-size:14px} .review-circle span{font-weight:400;float:right} .review-box {width:75%} .review-box{display:review-box;vertical-align:middle;margin-top:0;margin-bottom:0;float:left;margin:10px 0;margin-right:2%} .review-wrapper .review-box{display:block; width:20%} .item-summary{overflow:hidden;text-align:justify} .item-summary h4{margin:0 0 10px;display:inline-block;padding:3px 8px;background-color:#E74C3C;color:#FFF;text-transform:uppercase;font-size:16px} .item-summary span{display:block} .review-circle-place{padding:10px 12px;vertical-align:top} .review-wrapper{border-left:1px solid #E7E7E7;width:140px;text-align:center;font-weight:600;padding:10px 10px 20px;vertical-align:bottom;background-color:rgba(0,0,0,0.03)} .rev-score{font-size:50px} .srev-place{position:absolute;top:0;right:0;color:#E74C3C;font-size:30px;font-weight:600;width:50px;height:50px;text-align:center;line-height:50px;background-color:rgba(255,255,255,0.50)} .items .srev-place{right:auto;left:0;font-size:17px;width:30px;height:30px;line-height:30px} .c100.p51 .slice,.c100.p52 .slice,.c100.p53 .slice,.c100.p54 .slice,.c100.p55 .slice,.c100.p56 .slice,.c100.p57 .slice,.c100.p58 .slice,.c100.p59 .slice,.c100.p60 .slice,.c100.p61 .slice,.c100.p62 .slice,.c100.p63 .slice,.c100.p64 .slice,.c100.p65 .slice,.c100.p66 .slice,.c100.p67 .slice,.c100.p68 .slice,.c100.p69 .slice,.c100.p70 .slice,.c100.p71 .slice,.c100.p72 .slice,.c100.p73 .slice,.c100.p74 .slice,.c100.p75 .slice,.c100.p76 .slice,.c100.p77 .slice,.c100.p78 .slice,.c100.p79 .slice,.c100.p80 .slice,.c100.p81 .slice,.c100.p82 .slice,.c100.p83 .slice,.c100.p84 .slice,.c100.p85 .slice,.c100.p86 .slice,.c100.p87 .slice,.c100.p88 .slice,.c100.p89 .slice,.c100.p90 .slice,.c100.p91 .slice,.c100.p92 .slice,.c100.p93 .slice,.c100.p94 .slice,.c100.p95 .slice,.c100.p96 .slice,.c100.p97 .slice,.c100.p98 .slice,.c100.p99 .slice,.c100.p100 .slice{clip:rect(auto,auto,auto,auto)} .c100 .bar,.c100.p51 .fill,.c100.p52 .fill,.c100.p53 .fill,.c100.p54 .fill,.c100.p55 .fill,.c100.p56 .fill,.c100.p57 .fill,.c100.p58 .fill,.c100.p59 .fill,.c100.p60 .fill,.c100.p61 .fill,.c100.p62 .fill,.c100.p63 .fill,.c100.p64 .fill,.c100.p65 .fill,.c100.p66 .fill,.c100.p67 .fill,.c100.p68 .fill,.c100.p69 .fill,.c100.p70 .fill,.c100.p71 .fill,.c100.p72 .fill,.c100.p73 .fill,.c100.p74 .fill,.c100.p75 .fill,.c100.p76 .fill,.c100.p77 .fill,.c100.p78 .fill,.c100.p79 .fill,.c100.p80 .fill,.c100.p81 .fill,.c100.p82 .fill,.c100.p83 .fill,.c100.p84 .fill,.c100.p85 .fill,.c100.p86 .fill,.c100.p87 .fill,.c100.p88 .fill,.c100.p89 .fill,.c100.p90 .fill,.c100.p91 .fill,.c100.p92 .fill,.c100.p93 .fill,.c100.p94 .fill,.c100.p95 .fill,.c100.p96 .fill,.c100.p97 .fill,.c100.p98 .fill,.c100.p99 .fill,.c100.p100 .fill{position:absolute;border:0.08em solid #E74C3C;width:0.84em;height:0.84em;clip:rect(0em,0.5em,1em,0em);-webkit-border-radius:50%;-moz-border-radius:50%;-ms-border-radius:50%;-o-border-radius:50%;border-radius:50%;-webkit-transform:rotate(0deg);-moz-transform:rotate(0deg);-ms-transform:rotate(0deg);-o-transform:rotate(0deg);transform:rotate(0deg)} .pie-fill,.c100.p51 .bar:after,.c100.p51 .fill,.c100.p52 .bar:after,.c100.p52 .fill,.c100.p53 .bar:after,.c100.p53 .fill,.c100.p54 .bar:after,.c100.p54 .fill,.c100.p55 .bar:after,.c100.p55 .fill,.c100.p56 .bar:after,.c100.p56 .fill,.c100.p57 .bar:after,.c100.p57 .fill,.c100.p58 .bar:after,.c100.p58 .fill,.c100.p59 .bar:after,.c100.p59 .fill,.c100.p60 .bar:after,.c100.p60 .fill,.c100.p61 .bar:after,.c100.p61 .fill,.c100.p62 .bar:after,.c100.p62 .fill,.c100.p63 .bar:after,.c100.p63 .fill,.c100.p64 .bar:after,.c100.p64 .fill,.c100.p65 .bar:after,.c100.p65 .fill,.c100.p66 .bar:after,.c100.p66 .fill,.c100.p67 .bar:after,.c100.p67 .fill,.c100.p68 .bar:after,.c100.p68 .fill,.c100.p69 .bar:after,.c100.p69 .fill,.c100.p70 .bar:after,.c100.p70 .fill,.c100.p71 .bar:after,.c100.p71 .fill,.c100.p72 .bar:after,.c100.p72 .fill,.c100.p73 .bar:after,.c100.p73 .fill,.c100.p74 .bar:after,.c100.p74 .fill,.c100.p75 .bar:after,.c100.p75 .fill,.c100.p76 .bar:after,.c100.p76 .fill,.c100.p77 .bar:after,.c100.p77 .fill,.c100.p78 .bar:after,.c100.p78 .fill,.c100.p79 .bar:after,.c100.p79 .fill,.c100.p80 .bar:after,.c100.p80 .fill,.c100.p81 .bar:after,.c100.p81 .fill,.c100.p82 .bar:after,.c100.p82 .fill,.c100.p83 .bar:after,.c100.p83 .fill,.c100.p84 .bar:after,.c100.p84 .fill,.c100.p85 .bar:after,.c100.p85 .fill,.c100.p86 .bar:after,.c100.p86 .fill,.c100.p87 .bar:after,.c100.p87 .fill,.c100.p88 .bar:after,.c100.p88 .fill,.c100.p89 .bar:after,.c100.p89 .fill,.c100.p90 .bar:after,.c100.p90 .fill,.c100.p91 .bar:after,.c100.p91 .fill,.c100.p92 .bar:after,.c100.p92 .fill,.c100.p93 .bar:after,.c100.p93 .fill,.c100.p94 .bar:after,.c100.p94 .fill,.c100.p95 .bar:after,.c100.p95 .fill,.c100.p96 .bar:after,.c100.p96 .fill,.c100.p97 .bar:after,.c100.p97 .fill,.c100.p98 .bar:after,.c100.p98 .fill,.c100.p99 .bar:after,.c100.p99 .fill,.c100.p100 .bar:after,.c100.p100 .fill{-webkit-transform:rotate(180deg);-moz-transform:rotate(180deg);-ms-transform:rotate(180deg);-o-transform:rotate(180deg);transform:rotate(180deg)} .c100{position:relative;font-size:120px;width:1em;height:1em;-webkit-border-radius:50%;-moz-border-radius:50%;-ms-border-radius:50%;-o-border-radius:50%;border-radius:50%;float:left;margin:0 15px 10px;border:9px solid #dcdcdc;border:9px solid rgba(0,0,0,0.1)} .c100 *,.c100 *:before,.c100 *:after{-webkit-box-sizing:content-box;-moz-box-sizing:content-box;box-sizing:content-box} .c100 > .rev-score{position:absolute;width:100%;z-index:1;left:-0.28em;top:-0.28em;width:3.35em;line-height:3.35em;font-size:0.3em;display:block;text-align:center;white-space:nowrap;-webkit-transition-property:all;-moz-transition-property:all;-o-transition-property:all;transition-property:all;-webkit-transition-duration:0.2s;-moz-transition-duration:0.2s;-o-transition-duration:0.2s;transition-duration:0.2s;-webkit-transition-timing-function:ease-out;-moz-transition-timing-function:ease-out;-o-transition-timing-function:ease-out;transition-timing-function:ease-out} .c100:after{position:absolute;top:0.08em;left:0.08em;display:block;content:" ";-webkit-border-radius:50%;-moz-border-radius:50%;-ms-border-radius:50%;-o-border-radius:50%;border-radius:50%;background-color:transparent;width:0.85em;height:0.85em;-webkit-transition-property:all;-moz-transition-property:all;-o-transition-property:all;transition-property:all;-webkit-transition-duration:0.2s;-moz-transition-duration:0.2s;-o-transition-duration:0.2s;transition-duration:0.2s;-webkit-transition-timing-function:ease-in;-moz-transition-timing-function:ease-in;-o-transition-timing-function:ease-in;transition-timing-function:ease-in} .c100 .slice{position:absolute;width:1em;height:1em;clip:rect(0em,1em,1em,0.5em);top:-0.074em;left:-0.074em} .c100:hover{cursor:default} .c100:hover > .rev-score{color:#E74C3C;-webkit-transform:scale(1.35)} .c100:hover:after{top:0.04em;left:0.04em;width:0.92em;height:0.92em} .top-revscrore{float:left;width:150px;text-align:center;height:150px;margin-right:10px;font-weight:600}] 

  • Son olarak aşağıda vermiş olduğum kodu yazılarınızı yazdığınız bölümde bulunan HTML kısmına tıklayın ve istediğiniz yere yapıştırın.
[<div class="bs-review"> <div class="review-item"><div class="review-circle">Hardware<span>8</span></div><div class="rev-value-outer"><div class="rev-value" data-value="8" style="width:80%"></div></div></div> <div class="review-item"><div class="review-circle">Design<span>7</span></div><div class="rev-value-outer"><div class="rev-value" data-value="7" style="width:70%"></div></div></div> <div class="review-item"><div class="review-circle">Graphics<span>8</span></div><div class="rev-value-outer"><div class="rev-value" data-value="8" style="width:80%"></div></div></div> <div class="review-item"><div class="review-circle">Sound<span>9</span></div><div class="rev-value-outer"><div class="rev-value" data-value="9" style="width:90%"></div></div></div> <div class="item-summary"><div class="review-circle-place review-box"><h4>Summary</h4><span>HTC ONE X9 is another budget phone announced in 2016. This phone has got stylish looks and elegant design. This Smartphone’s body is averagely slim because the thickness is only 8mm which is good for grip. HTC ONE X9 is a 4G supported LTE phone with 5.5 inch capacitive touch screen.</span></div> <div class="review-wrapper review-box"><div class="overall-inner"><div class="c100 p75"><div class="rev-score">8.5</div><div class="slice"><div class="fill"></div><div style="transform: rotate(270deg);" class="bar"></div></div></div><span>Overall Score</span></div></div></div> </div>]

2. Mobil Uyumlu Paylaşım Butonları

Hiçbir Yerde Bulamayacağınız 4 Adet Blogger Eklentisi!

Toplam paylaşım sayısının bulunduğu, mobil uyumlu olan ve bir o kadar da şık bir paylaşım butonlarına sahip olmak ister miydiniz? Ufak bir kod sayesinde sahip olabilirsiniz ayrıca buradaki siteye gidip kendinize göre düzenleyip de kullanabilirsiniz.

  • Blogger Kontrol Paneli'nde bulunan Şablon > HTML'yi düzenle seçeneklerine tıklayın.
  • Kodların bulunduğu alana bir kez tıklayın ve Ctrl+F tuşlarına tıklayın. Ardından karşınıza gelen arama ekranına <data:post.body/> yazıp Enter tuşuna tıklayın.
  • <data:post.body/> kodunun bir alt satırına aşağıda bulunan kodları yapıştırın ve şablonu kaydedin.
[<div class="don-share" data-style="icons" data-limit="4"> <div class="don-share-total"></div> <div class="don-share-facebook"></div> <div class="don-share-twitter"></div> <div class="don-share-google"></div> <div class="don-share-linkedin"></div> <div class="don-share-pinterest"></div> <div class="don-share-tumblr"></div> <div class="don-share-stumbleupon"></div> <div class="don-share-reddit"></div> <div class="don-share-hackernews"></div> <div class="don-share-buffer"></div> <div class="don-share-xing"></div> <div class="don-share-pocket"></div> <div class="don-share-fancy"></div> <div class="don-share-yummly"></div> <div class="don-share-scoopit"></div> <div class="don-share-weibo"></div> <div class="don-share-vk"></div> <div class="don-share-mailru"></div> <div class="don-share-odnoklassniki"></div> <div class="don-share-hatena"></div> </div> <script type="text/javascript"> (function() { var dr = document.createElement('script'); dr.type = 'text/javascript'; dr.async = true; dr.src = '//share.donreach.com/buttons.js'; (document.getElementsByTagName('head')[0] || document.getElementsByTagName('body')[0]).appendChild(dr); })(); </script>]

Ayrıca şunu da belirteyim  <data:post.body/> kodu birden fazla bulunmaktadır. İlk denediğiniz yer olmazsa deneme yanılma ile diğer <data:post.body/> kodunun altına kodları yapıştırmayı deneyiniz.

3. Animasyonlu Popüler Yazılar

Hiçbir Yerde Bulamayacağınız 4 Adet Blogger Eklentisi!

Göz alıcı bir animasyonla birlikte gelen ve minimalist tasarıma sahip alternatif bir popüler yazılar eklentisidir. Kullanmadan öncesi Popüler Yayınlar widget'ında küçük resim seçeneğinin aktif olmasına dikkat edin.

  • Blogger Kontrol Paneli'nde bulunan Şablon > HTML'yi düzenle seçeneklerine tıklayın.
  • Kodların bulunduğu alana bir kez tıklayın ve Ctrl+F tuşlarına tıklayın. Ardından karşınıza gelen arama ekranına ]]></b:skin> yazıp Enter tuşuna tıklayın.
  • ]]></b:skin> kodunun bir üst satırına aşağıda bulunan kodları yapıştırın ve şablonu kaydedin.
[.sidebar .PopularPosts .item-content {font-family:Raleway;position: relative;float: left;max-height: 310px;width: 100%;text-align: center;box-shadow: 0px 0px 5px rgba(0, 0, 0, 0.15);font-size: 20px;margin: 0px auto;background: linear-gradient(0deg, rgba(255, 255, 255, 0.2), rgba(255, 255, 255, 0.2)), url("https://lh3.googleusercontent.com/-m8TxQMObg6c/U474EWu7Y9I/AAAAAAAAI2k/xkRGoIEC1iU/s1600/blur.jpg");overflow: hidden;background-size: cover;background-repeat: no-repeat;background-position: center center;} .sidebar .PopularPosts .item-content * {-webkit-transition: all 0.35s ease-in-out;transition: all 0.35s ease-in-out;} .item-content img {max-width: 100%;position: relative;top: 0;left: 0;} .item-content .item-title {position: absolute;top: 50%;left: 30px;right: 30px;line-height: 1.6em;-webkit-transform: rotate(0deg) translateY(-50%) scale(1);transform: rotate(0deg) translateY(-50%) scale(1);-webkit-transform-origin: center 0;transform-origin: center 0;} .item-content .item-title a {top: 50%;letter-spacing: -1px;color: #ffffff;text-transform: uppercase;padding: 10px 0;margin: 0;font-weight: 400;} .item-content .item-title a:hover {color: #fff;} .item-content .item-title:before,.item-content .item-title:after {background-color: rgba(255, 255, 255, 0.8);width: 100%;height: 2px;position: absolute;content: "";display: block;-webkit-transition: all 0.35s ease-in-out;transition: all 0.35s ease-in-out;} .item-content .item-title:before {left: 0;top: 0;} .item-content .item-title:after {bottom: 0;right: 0;} .item-content:hover .item-title,.item-content.hover .item-title {-webkit-transform: rotate(-45deg) translateY(-50%) scale(0.9);transform: rotate(-29deg) translateY(-50%) scale(0.9);} .item-content:hover .item-title:before,.item-content.hover .item-title:before,.item-content:hover .item-title:after,.item-content.hover .item-title:after {width: 200%;} .sidebar .widget{clear:both} .sidebar .PopularPosts .item-snippet {display: none;} .sidebar .PopularPosts ul {padding: 0;} .sidebar .PopularPosts ul li:first-child {width: 100%;max-height: 100%;opacity: 0.9;} .sidebar .PopularPosts ul li:nth-child(even) {margin-right: 2%;} .sidebar .PopularPosts ul li:nth-child(2) .item-content {font-size: 12px} .sidebar .PopularPosts ul li:nth-child(3) .item-content {font-size: 12px} .sidebar .PopularPosts ul li:nth-child(4) .item-content {font-size: 12px} .sidebar .PopularPosts ul li:nth-child(5) .item-content {font-size: 12px} .sidebar .PopularPosts ul li:nth-child(6) .item-content {font-size: 12px} .sidebar .PopularPosts ul li:nth-child(7) .item-content {font-size: 12px} .sidebar .PopularPosts ul li:nth-child(8) .item-content {font-size: 12px} .sidebar .PopularPosts ul li:nth-child(9) .item-content {font-size: 12px} .sidebar .PopularPosts ul li:nth-child(10) .item-content {font-size: 12px} .sidebar .PopularPosts ul li {box-sizing: border-box;position: relative;padding: 0px !important;width: 49%;max-height: 120px;opacity: 0.4;overflow: hidden;float: left;margin-bottom: 2%;-webkit-transition: all 0.5s ease 0s;-moz-transition: all 0.5s ease 0s;-ms-transition: all 0.5s ease 0s;-o-transition: all 0.5s ease 0s;transition: all 0.5s ease 0s;} .sidebar .PopularPosts ul li:hover {opacity: 1;} .sidebar .PopularPosts .item-thumbnail {margin: 0;width: 100%;} .sidebar .PopularPosts ul li img {box-sizing: border-box;width: 100%;height: 123px;object-fit: cover;padding: 0; }]

Daha sonra Kontrol Paneli'nde bulunan Yerleşim seçeneğine tıkladıktan sonra herhangi bir Gadget ekle seçeneğine tıklayın. Popüler Yayınlar widget'ını seçtikten sonra yukarıda da dediğim gibi küçük resim seçeneğini işaretleyip kaydedin.

4. Yazı İçerisinde HD Twitter İkonları

Hiçbir Yerde Bulamayacağınız 4 Adet Blogger Eklentisi!

Blogunuzun her kısmında kullanabileceğiniz HD twitter ikonlarıdır. Yalnızca yüz ifadeleri ile sınırlı kalmayıp, yüzlerce ikonu da barındırmaktadır.

  • Blogger Kontrol Paneli'nde bulunan Şablon > HTML'yi düzenle seçeneklerine tıklayın.
  • Kodların bulunduğu alana bir kez tıklayın ve Ctrl+F tuşlarına tıklayın. Ardından karşınıza gelen arama ekranına </body> yazıp Enter tuşuna tıklayın.
  • </body> kodunun bir üst satırına aşağıda bulunan kodları yapıştırın ve şablonu kaydedin.
[<script type='text/javascript'> //<![CDATA[ function downloadJSAtOnload(){var d=document.createElement("script");d.src="https://cdn.rawgit.com/KompiAjaib/kompi-js/master/twemoji2a2.min.js",document.body.appendChild(d)}window.addEventListener?window.addEventListener("load",downloadJSAtOnload,!1):window.attachEvent?window.attachEvent("onload",downloadJSAtOnload):window.onload=downloadJSAtOnload; //]]> </script>]
Örneğin yazı içerisine ikon eklemek istiyorsanız, buradan istediğiniz ikonun kodunu kopyalayıp yazının HTML kısmına yapıştırınız.

Son Sözler

Gönül ister ki, buraya onlarca eklenti yazayım ve sizlerle paylaşayım, sizler için daha iyi olsun. Fakat hepsini bir anda paylaşırsam başka günlere ne kalır? Bu sebeple azar azar sizlerle paylaşacağımdan emin olabilirsiniz. Peki sizler bu eklentiler hakkında neler düşünüyorsunuz, beğendiniz mi?

12 Ağustos 2016 Cuma

Sherlock 4. Sezon Çekimleri Nihayet Sona Erdi!

Sherlock 4. Sezon Çekimleri Nihayet Sona Erdi!

Sherlock, hem ülkemizde hem de Dünya'nın her yerinde takip edilen bir dizi haline geldi. Fakat kaçınılmaz bir gerçek var ki, oyuncuların yoğunluğundan dolayı bölümler çok az ve çok geç yayınlanıyor. Yayınlandığında ise sinema filmi gibi bir performans ortaya koydukları da apaçık ortada. Hatta 1 Ocak 2016 tarihinde yayınlanan noel bölümüne buradan baktığınızda bana hak vereceksinizdir.

2010 senesinde gösterime giren ve şimdiye kadar 10 bölümü yayınlanan Sherlock yine de sabırsızlıkla takip edilen bir dizi. Dizinin yönetmeninin geçen günlerde yaptığı bir paylaşım ile 4. sezonun çekimlerinin bittiğini haber verdi ve biz takipçiler olarak derin bir "OH!" çektik. Fakat yine de çok sevinmeyelim, 4. sezon 2017 senesinde ekranlara gelecek ve bizler azcık daha bekleyeceğiz. 

Hatta bizler için bir de fragman yayınlamışlar, göz atmak ister misiniz?


Son Sözler

Umarım beklediğimize değer ve biz takipçiler tatmin oluruz. Bayağı da bekledik be, değil mi? Bakalım ilerleyen günlerde ikinci ya da üçüncü bir fragman yayınlarlar mı? Belki de dizinin içeriği ile ilgili daha fazla şeyler öğrenebiliriz. Peki sizler bu haber hakkında neler düşünüyorsunuz?

11 Ağustos 2016 Perşembe

Azureus 5.7.3.0 32-64 bit Multilingual & Vuze Leap 1.3.0.1




Bittorrent Client without installation.

Download Portable Azureus 32-64 bit (9.0 MB)

Download Portable Vuze Leap Online (0.6 MB) 26/02/15



Azureus needs Java Runtime Environment Portable or Installed.



Extract and run AzureusPortable or VuzeLeapPortable.exe.

Settings of installed Azureus should be preserved.

YGS Süreci ve Bir Türlü Çalışmaya Başlayamamam

YGS Süreci ve Bir Türlü Çalışmaya Başlayamamam

Adını okuduğumda şimdiden ufaktan korktuğum bir sınav olan YGS, neden hayatımızı belirliyor ki? 160 soru ve verilen süre 2 saat 40 dakika, bu da 160 dakika eder. E tabi bu da 9600 saniye eder. 9600 saniye ise 576.000 salise eder. Kısacası sistem hayatımızı bu saliselere, dakikalara, saatlere sığdırıyor ve bizler milyonlarca kişi ile sıralama içerisinde oluyoruz.

Her neyse asıl konuya geleyim ben. Ben ise neredeyse hayatımızı belirleyecek olan bu sınav için bir çalışma yapmadım ve ne yapacağımı da bilmiyorum. Geçenlerde "Az bir derse bakayım." dedim ve gerçekten de ben kitaba kitap da bana baktı. Ne bir çalışma isteği var, ne de dersin benle çalışası var. 

Şurada kalmış bilmem kaç ay, bir şeyler yapmam lazım diye düşünerek sadece bir süre derse odaklanmak istiyorum. Bu yazıyı yazma sebebim de, sizlerden tavsiyelerinizi beklemem. 

11. sınıf olunca, "Bu sene YGS'ye yavaş yavaş çalışmaya başlayayım." dedim, olmadı. Sömestr tatilinden hemen önce birkaç kitap aldım çalışmak için, "İkinci dönem hallederim." dedim, yine olmadı. İkinci dönemin ortalarında da çalışmak istedim fakat yine bir faaliyet gösteremedim. En sonunda bu yaz için çalışırım düşüncesindeydim, sonra Ramazan geldi. Ramazan'dan sonra çalışırım dedim, bayram geldi. Bayramdan sonra çalışırım dedim, istek gelmedi. 

Şurada kalmış kısacık bir süre ve ben hiçbir şey yapmamışım. Şimdiki hedefim yazdan kalan bu kısa süreyi en iyi şekilde değerlendirmek ve düzenli bir şekilde çalışmak. Hatta 1 ay önce kendime bir program hazırlayarak ilk adımı atmıştım, ne büyük bir gelişme ama!

Sizleri bu sıkıcı yazıyla daha fazla boğmak istemiyorum. Benim sizlerden isteğim; nasıl ders çalışabilirim?, yapmam gereken şeyler nedir?, ders çalışma isteği nasıl gelir? gibi sorularımı yanıtlamanız ve tecrübelerinizi benimle paylaşmanızdır. Bu arada İmam Hatip TM bölümünde okuyorum. Tavsiye verirseniz bunu da göz önünde bulundurabilirsiniz. Henüz bir hedef de belirleyemedim, haydi hayırlısı!

10 Ağustos 2016 Çarşamba

Axialis IconWorkshop 6.9.1.0 & 6.80 En-Fr-De




Create icons for Windows, MacOS, Unix without installation.

Download Portable IconWorkshop 6.9.1.0 (15 MB)

On first run disable internet connection and accept the registration info.

Download Portable IconWorkshop 6.80 (5.3 MB)


Extract and run IconWorkshopPortable.

Settings of installed IconWorkshop should be preserved.


5 Ağustos 2016 Cuma

İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerimUzun zamandır çok fazla film seyretmemiştim. Ben de her şeye ara verip film izlemeye karar verdim ve "Bu Hafta İzlediklerim" serisinin 2.si ile karşınızdayım. Filmleri tavsiye üzerine izlediğimden dolayı hepsini beğendiğimi söyleyebilirim. Ya da bu filmlerin hepsi mi güzel, bir anlam veremedim. Her neyse, izlediğim filmlere sırasıyla ufaktan bir göz atalım, ne dersiniz?

Spectre


İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

Film Hakkında Spectre
Vizyon Tarihi 2015
Yönetmen Sam Mendes
Başrol Oyuncuları Daniel Craig, Lea Seydoux, Christoph Waltz
Süresi2 Saat 28 Dakika
IMDB Puanı 6,8
İçeriği Aksiyon, Macera
Çoğu kişinin izlese de izlemese de (çünkü ben bu filme kadar James Bond filmi seyretmemiştim) bildiği bir karakter olan 007 James Bond filmlerinden bir tanesidir. James Bond serisinin son filmi olan Spectre, içerisinde bol aksiyon ve macera olan bir film. Ayrıca bu filmde James Bond karakterini farklı bir oyuncu (Daniel Craig) oynadığından birçok izleyici tarafından tepki görmüştü.

Gizli bir görev için Meksika'ya gönderilen 007, işleri berbat ettikten sonra başka bir görevin peşine düştü. Gizli bir toplantıya sızdı ve Spectre adlı gizli bir örgütü gün yüzüne çıkarttı. Eski düşmanına ulaştıktan sonra, kızının yerini öğrendi. Çok şey bildiğinden kızıyla iş birliği yaptı. İşinde başarılı olan Q ve görev vereninin yardımları ile birlikte Spectre'ı çökerten Bond, daha sonra işi bırakır ve mutlu bir sonla film biter.

Aksiyon, macera kombini arıyorsanız izlemenizi düşündüğüm bir film. Mükemmel bir film olmasa da zaman geçirmek için izlenebileceğini düşünüyorum. Bu arada bu Bond ne çapkın adam be! Az daha söylemeyi unutuyordum film başlarken çizgi filmlerden aşina olduğumuz efsane aslan ve kükremesi var.

Ajan


İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

Film Hakkında Ajan
Vizyon Tarihi 2015
Yönetmen Paul Feig
Başrol Oyuncuları Melissa McCarthy, Jason Statham, Jude Law
Süresi2 Saat 10 Dakika
IMDB Puanı 7,1
İçeriği Aksiyon, Macera, Komedi
Klasik ajan filmlerinden çok farklı bir film olan Ajan, aksiyon ve maceranın yanına komedi de katarak çok farklı bir film olmuş. İlk başlarda yukarıdaki posterde sağda bulunan yakışıklı abimiz şekil şukul hareketler yapınca ve posterde Ceysın amcayı görünce aha dedim mükemmel bir film beni bekliyor. Fakat çok yanıldım. Yani baştan söyleyeyim, bu filmi klasik bir ajan filmi değil de komedi filmi izlermiş gibi izleyin. Her şey ortadaki gözlüklü ablamız tarafından yapılıyor. Bu arada Jason Statham ile Melissa McCarthy isimlerinin yeri değişik olduğundan sanki ufak bir espri yapılmış!

CIA'de çalışan Susan ve Fine muhteşem bir ikilidir. Fine sahada görev alırken, Susan da teknik olarak uzaktan yardımcı oluyordu. Görevleri ölümcül silahlar satan çeteyi etkisiz hale getirmekti. Daha sonra Fine'ın öldüğü haberi gelir ve Susan ve teknik destektekiler hariç herkes ifşa olmuştur. Başkan olacaklar hakkında toplantı yaparken hiçbir bilgisi ve tecrübesi olmayan Susan, bu göreve gönüllü olur. Daha sonrası ise bol aksiyon, bol komedi bizleri beklemektedir.

Bu arada film bence bir yandan da ders vermekteydi. İnsanların dış görünüşlerine bakarak yargılamanın yanlış olduğunu gösteriyordu.

Ada


İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

Film Hakkında Ada
Vizyon Tarihi 2005
Yönetmen Michael Bay
Başrol Oyuncuları Ewan McGregor, Scarlett Johansson
Süresi2 Saat 16 Dakika
IMDB Puanı 6,9
İçeriği Aksiyon, Macera, Romantik
Tek kelimeyle harika bir kaçış filmi diyebilirim. Film 2005 yılında geçtiğinden gelecek olarak 2019 yılı canlandırılmıştır. Şiddetle tavsiye ettiğim bu filmi başından sonuna kadar sıkılmadan izlediğimi söyleyebilirim.

Ünlü kişilerin, devlet adamlarının ve daha birçok önemli kişilerinin sigorta poliçesi yapılmış ve bir tesiste klonlanmıştır. Tesistekiler olanlardan haberdar olmadan bir sistem üzerine yaşamlarını sürdürüyor ve zaman zaman kura çekilerek şanslı kişinin adada iyi bir yaşam imkanı ile ödüllendirileceği söyleniyordu. Binlerce klon arasından bir kişi yaşadığı hayatı sorguluyor ve bir şeylerin yanlış gittiğini düşünüyordu.

Yine bir gün kura çekildi ve yöneticinin şanslı olduğunu söylediği klonu yaşadığı yerden adaya göndermek amacıyla çıkardılar. Bizim meraklı ve sorgulayıcı karakterimiz şans eseri onun bir masada bağlandığını ve organının çıkarıldığını görür. Gördükleri karşısında şoke olan Lincoln, sorgulamaya devam etmektedir. Kafasına bu tesisten kaçmayı koyan Lincoln, günler sonraki kurada seçilen kişinin tesiste sevdiği bir bayan arkadaşı olduğunu görür ve bu bayan arkadaşı ile birlikte akıl almaz bir kaçışın içine girer.

Dünya hayatından tamamen yoksun bu ikili sahiplerini bulmaya, gerçekleri söylemeye ve bu işkenceye bir son vermek istemektedir. Ardından gelen bol aksiyon, bol macera ve sonunda gelen aşk bizleri beklemektedir. Bu filmi kesinlikle izleyin derim. Acaba 3 yıl sonra hayatımızda böyle bir teknoloji olacak mı? diye düşünmüyor değilim.

Yüz Yüze


İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

Film Hakkında Yüz Yüze
Vizyon Tarihi 1997
Yönetmen John Woo
Başrol Oyuncuları John Travolta, Nicolas Cage
Süresi2 Saat 18 Dakika
IMDB Puanı 7,3
İçeriği Aksiyon, Dram,
Yıllardır ekranlarda alışagelinen John Travolta ile Oscar ödüllü Nicolas Cage bu filmde oynamaktadır. Sonlarında aksiyon nirvanaya ulaşsa da biraz dram içermektedir. İzlenilecek güzel filmlerden biri daha ile karşınızdayım.

FBI'da çalışan Archer, Castor Troy'un Los Angeles'a sakladığı biyolojik silahın peşindedir. Dramatik bir gerçek vardır ki Troy yıllar önce Archer'ın çocuğunu öldürmüştür. Sonraları Archer Troy'u ele geçirir ve öldürdüğünü zanneder. Komada olan Troy ve kardeşi dışında silahın yerini bilen yoktur. FBI'da çalışan arkadaşının bir fikri üzerine bombanın yerini öğrenmek için başarılı bir operasyon ile çocuğunun katilinin yüzünü alır.

Fakat Troy komadan bir anda uyanır ve çok geçmeden gerçeği anlar. Troy ise Archer'ın yüzünü operasyon sonucu almış ve yüz naklini bilen tüm kişileri yok etmiştir. Böylece Archer Troy, Troy ise Archer olmuştur. Nefes kesen kovalamacalar, Archer'ın karısına kendini inandırma çabaları ve daha birçok şey bu filmde sizleri beklemektedir.

1997 yılında böyle bir teknoloji düşünülmesi gerçekten ilgi çekici. İzlemeyen izlesin, izlettirsin yani o derece iyi bir film.

Seven


İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

Film Hakkında Yüz Yüze
Vizyon Tarihi 1995
Yönetmen David Fincher
Başrol Oyuncuları Brad Pitt, Morgan Freeman
Süresi2 Saat 7 Dakika
IMDB Puanı 8,6
İçeriği Polisiye, Gizem,
Brad Pitt ve Morgan Freeman efsane bir ikili olmuş. Dünya'nın gelmiş geçmiş en iyi filmlerinden olan Seven filminde, Hristiyanlık inancına göre 7 büyük günahı işleyen kişileri vahşice öldüren bir seri katil ve peşlerinde olan iki başarılı dedektifin hikayesini anlatmaktadır.

Benim anlamadığım bu filme neden başyapıt denmiş, zira ortada başyapıtlık bir film göremedim. Tabi bu kişiden kişiye değişir.  Sonu ise insanı bugda bırakacak cinstendi. Biri beni aydınlatsa iyi olur aslında. Yine de Brad Pitt ve Morgan Freeman'ı görmek için bile izlenir bu film, gerisini sizin düşüncelerinize bırakıyorum.

Son Şövalyeler


İzlediklerim #7: Bu Hafta İzlediklerim

Film Hakkında Son Şövalyeler
Vizyon Tarihi 2015
Yönetmen Kazuaki Kiriya
Başrol Oyuncuları Clive Owen, Morgan Freeman
Süresi1 Saat 55 Dakika
IMDB Puanı 6,2
İçeriği Aksiyon, Macera,
Karşınızda yeniden Morgan Freeman. Yargılanma sonucu lordunun kellesini alan bir uşağın, intikam düşüncelerini anlatan bu film bir harika ötesi. Bana göre hak ettiği puanı alamamış olsa da kesinlikle izleyin derim. Akıl almaz bir strateji ve bununla birlikte gelen dramatik son. Filmi ifade etmek için cümle kuramıyorum neredeyse. Eski çağları canlandıran Son Şövalyeler, gerek ses olsun gerekse grafikler olsun gayet güzel. Daha ne söylenilebilir ki.

Son Sözler

İzlediğim filmler bunlar ile sınırlı değildi, 2 tane daha izlediğim film vardı. Fakat bunları ayrı olarak ayrıntılı ele almak istediğimden kısaca geçmek istemedim. Sizler bu filmler hakkında neler düşünüyorsunuz? Aralarından izledikleriniz, beğendikleriniz ya da beğenmedikleriniz var mı? Düşüncelerinizi yorum bölümünde belirtebilirsiniz.