Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ağustos 2016 Cumartesi

Mim #6: Satır Arası Mim

Mim #6: Satır Arası Mim

52 günden beri hiçbir mim yazısı yazmamıştım, bayağı da olmuş be. Zaman ne çabuk geçmiş. Her neyse sağ olsun Emre Bektaş beni başlattığı bir mim yazısında mimlemiş ve ben de çok geçmeden yanıtlamaya karar verdim. Kısa da bir şey zaten. Ayrıca kendisine beni mimlediği için buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Haydi sorulara geçelim mi?

Mim #6: Satır Arası Mim

1. Nasıl blog yazmaya başladınız?

Öncelikle ben sizlere şu yazımı bırakarak soruyu yanıtlayayım. Blog yazmaya bir heves üzerine Android oyun ve uygulamaların APK dosyalarını paylaşmak amacıyla başladım. Açıkçası bende ne bir yetenek ne de blog açma isteği vardı. Birden oldu diyelim.

2. Blogunda daha önce yazmadığın bir tarzda yazacak olsan bu ne olurdu?

Gezi yazısı yazmayı isterdim. Gezip, gördüğüm yerleri (ki ben çok gezen birisi değilim) sizlere aktarmak iyi bir şey olsa gerek. Bakalım gezdiğim zaman onu da düşünürüz. Siz beğenecek misiniz? Orasını bilemem.

3. Bloglarda okumayı en çok sevdiğin konular nelerdir?

Başta "İzlediklerim" kategorisi altında bulunan tüm yazıları okumayı severim. Bir de ilgimi çeken dizi veya film olunca tadından yenmiyor. Ayrıca Blogger'a dair tüm konular. Eklenti, tema, ipucu vs. gibi konuları da okumayı severim.

4. Hayatta en çok yapmak istediğin 3 şey nedir?

Valla hiç düşünmedim be. Ama ilk olarak kendime ait bir evim olduğunda içerisini eskiyi andıran eşyalar ile dizayn etmek isterdim. Daha sonra müthiş bir PC sistemi [ledler, ışıklı klavye (Razer Blackwidow Chroma) vs.] isterim. Son olarak da aklıma hiçbir şey gelmiyor ama uyduracağım bir şeyler. Düzenli bir şekilde binlerce film indirip koleksiyon yapmak da son isteğim olurdu.

Mim #6: Satır Arası Mim

Son Sözler

Gördüğünüz üzere çok basit bir şekilde yanıtlanabilen ve her sorusuna bir cümle ile cevap verilebilecek bir mim. Üşengeçler için biçilmiş bir kaftan da denilebilir. Daha ne olsun? Peki sizler bu yazım hakkında neler düşünüyorsunuz, beğendiniz mi?

Kimleri Mimledim?

Hem az çok tanıdığım birkaç kişiye hem de yeni yeni görmeye başladığım birkaç kişiye mimi şutlamak istedim. Tabi cevap vermek zorunda değilsiniz, amacım etkinliğin etkinliğini artırmak. (Nasıl bir cümleyse) Her neyse işte lafı dolandırmayayım ben.


29 Haziran 2016 Çarşamba

Mim #5 Hayal Gücü Yüksek Sorular

Mim #5 Hayal Gücü Yüksek Sorular

1 haftadır yazmadığım bu mimi şimdi yazmak nasip oldu. Sağ olsun +Selim Ekşi beni mimlemiş ve ben gecikmeli de olsa soruları yanıtlamaya çalışacağım. Çünkü önceden mimlendiğim bir yazı daha vardı ve kendisine ayrı olarak buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Bu arada saçma bir başlık oldu biliyorum, idare edin işte. Geçelim mi sorulara?

1. Elinizde sihirli bir değneğiniz olsa neyi veya neleri değiştirmek isterdiniz?

Şu anki bilgilerimizle zamanı Osmanlı İmparatorluğu dönemine getirirdim. Böylece daha önce yapılan hatalar tekrarlanmamış olacaktı ve günümüze kadar tek büyük devlet olarak kalabilirdi.

2. Mesleğinizi değiştirseydiniz hangi meslek dalını seçerdiniz veya ne olmak isterdiniz?

Astronot olmak isterdim. Küçükken, neyin ne olduğunu bilmediğim zamanlarda da (sanki kolaymış gibi) kesin bir şekilde astronot olacağımı söylüyordum. Çünkü uzay boşluğundan Dünya'yı, yıldızları ve diğer her şeyi seyretmek güzel bir şey olsa gerek.

3. Bir gün boyunca aç kaldınız (Ramazan da olduğu gibi) ilk ne yemek isterdiniz?

Tabiki de pilav ve yanında kavurma yerdim. İkisinin verdiği lezzet muazzam bir şey. (Bu mimi yapan ilk kişiye bir hatırlatma da bulunmak istiyorum. Parantez içerisinde "Ramazan da olduğu gibi" yazmışsınız fakat Ramazan, kendimizi aç bırakmak değil tam aksine aç olan kişileri hatırlamak, anlamaktır.)

4. Bir dalga olsaydınız nereye vururdunuz?

Dalganın sesinden hoşlanan kişiye zarar vermeyecek şekilde hemen yanı başına süzülürdüm.

5. Issız bir adada yanınıza alacağınız 3 kişi?

Bu soru da çok klasik oldu be. Annem, babam ve kardeşlerimden birisi olurdu herhalde.

6. En çok görmek istediğiniz şehir veya ülke?

Sherlock dizisinin çekildiği İngiltere de bulunan Baker Street 221B, görmek istediğim yer olurdu sanırım. Şu anda da Sherlock Holmes Müzesi diye adlandırılan bu binanın bir de konumunu atayım, isterseniz bir bakın. Google Haritalar da arama yerine "51.523770, -0.158479" yazarsanız doğrudan gidebilirsiniz.

Mim #5 Hayal Gücü Yüksek Sorular
Sherlock Holmes Müzesi

7. Asla giymem dediğiniz renk hangisidir?

Şüphesiz pembe.

8. Bayramda ne yapacaksınız?

Büyük bir ihtimalle memleketime (Kastamonu'ya) gidecek ve akrabalarımı ziyaret edeceğim. Geriye kalan yapacaklarım ise zaman ve mekana bağlı olarak değişecektir.

9. Ölmeden önce yapılacaklar listesine ekleyeceğiniz 3 şey?
  • Vatana , millete, her şeye hayırlı bir birey olmak.
  • Kendi evim olduğu zaman isteğim doğrultusunda dizayn etmek.
  • Burası için aklıma bir şey gelmedi, belki daha sonra düzenlerim.
10. Bir uçurumun kenarındasınız tam atlayacaksınız O an aklınıza bir şey geldi o gelen şey nedir?

"Anahtarı evde unuttum 😄" değil tabiki de. O an aklıma gelen şey "Lanet olsun, burası çok yüksekmiş. Hem neden buradan atlayayım ki?" olurdu.

11. Yerde 50 TL bulsanız ne yaparsınız?

Yoluma devam ederim, başka ne yapacağım ki? 

Son Sözler

Bir mim yazımın daha sonuna geldim.  Bir önceki mim yazılarıma bu kısmın en üstünden erişebilirsiniz. Bana göre eğlenceli bir mim idi. Umarım sizler de beğenmişsinizdir. Fikirleriniz benim için önemlidir. Son olarak buradan +Serhat Ocak ve +Sema Gürpınar'ı mimliyorum.

25 Haziran 2016 Cumartesi

Mim #4: Öp, Evlen, Uçurumdan At!

Mim #4: Öp, Evlen, Uçurumdan At!

Bu defa çok farklı bir mim etkinliği ile karşısınızdayım. Sürpriz bir şekilde +Edep Ya Hu tarafından mimlendim ve ben de yanıt verme zorunluluğu hissederek, bu satırları yazıyorum. Ayrıca kendisine beni mimlediği için buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Gerek yabancı bloglarda gerekse Türk bloglarda bayağı bir yaygınmış bu etkinlik fakat ben ilk defa görüyorum :) Giriş kısmını fazla uzatmadan mim için yapılması gerekenlere geçelim. Şunu da belirtmek isterim  ki çoğu kişi üşengeçlik yaparak ekran görüntüsü görselini paylaşmışlar, ben bu sefer üşengeçlik yapmayacağım.

Yapılması Gerekenler

  • Kitaplarda bulunan karakterleri yapacağınız tur kadar (her tur için 3 adet olmak kaydıyla) bir kağıda ayrı ayrı yazın. Örneğin 3 tur yapmak istiyorsanız, 9 adet kağıda 9 tane karakter yazmalısınız.
  • Daha sonra kağıtları katlayın ve herhangi bir şeyin içine koyun.
  • Her tur için 3 adet kağıt seçip açın ve aralarından hangisini öpeceğinize, evleneceğinize ve uçurumdan atacağınıza karar verip yazınız.
Normalde benim karşılaştığım mim etkinlikleri genellikle soru-cevap şeklinde olurdu, bu biraz garip olmuş. Aslında çekiliş, kura gibi şeylerde şanssız biriyimdir, inşallah düzgün karakterler çıkar. Aslında karakterleri kitaptan seçip yazın denilmiş fakat benim kitaplarla pek aram olmadığından karakterleri yarısı kitap yarısı da yabancı dizilerden olmak üzere 9 kişi yazdım. Sanki biraz aykırı bir iş yapıyorum dizilerden karakterler yazdığım için.

1. Tur

Öp: Irene Adler (Sherlock Holmes adlı hem diziden hem de kitaptan) Kendisi Sherlock Holmes filminde oynayan Rachel McAdams sevdiğim, tatlı bir bayandır. Olur tabi neden olmasın?

Evlen: Van Pelt (The Mentalist adlı diziden) Bu da sevdiğim bir karakterdir. Bir de saçları kızıl renkte olunca neden evlenilmesin?

Uçurumdan At: Sherlock Holmes (Sherlock Holmes adlı hem diziden hem de kitaptan) Sen bu dünyaya fazlasın Sherlock. Bu bilgi fazlalığından dolayı uçurumdan atılmayı hak ediyorsun.

2. Tur

Öp: Jake Epping (11.22.63 adlı hem dizi hem de kitaptan) Yanlış anlamayın, elinden öpeceğim. Harika bir oyunculuk sergilediği için. (hay şansımın)

Evlen: Bihter (Aşkı Memnu adlı hem dizi hem de kitaptan) Bayan olarak tek bu vardı mecburiyetten yani. Ne kitabını okudum ne de dizisini izledim bu sebeple hakkında bilgi sahibi değilim.

Uçurumdan At: Vayne Rigsby (The Mentalist adlı diziden) Kızıl Van Pelt'e sen çok çektirmiştin, hakediyorsun.

3. Tur

Öp: Teresa Lisbon (The Mentalist adlı diziden) Jane enişteye de ayıp olacak ama neyse :)

Evlen: Sadie Dunhill (11.22.63 adlı hem dizi hem de kitaptan) Sadie ile kim evlenmezki, dizide Jake ile çok uyumluydular ama ben kaptım :)

Uçurumdan At: John Watson (Sherlock Holmes adlı hem diziden hem de kitaptan) Sana da yazık oldu be Sherlock'un sadık arkadaşı. Ama ne yapalım kaderin bu satırda olmakmış.

Son Sözler

Evet böylece kuraları çektim ve kimleri seçtiğimi yazdım. Üst üste 3 tane bay karakter gelse ne yapardım acaba? Neyseki çıkmadı sadece 2. Tur biraz şey oldu ama olsun. Ayrıca bu yazıyı okuyan herkesi mimliyorum bakalım daha başka ne sonuçlar, yorumlar çıkacak. Ayrıca bahsettiğim film ve diziler hakkında blogum üzerinden bilgi sahibi olabilirsiniz. Daha önceki yazdığım mimlere ise en üstte bulunan linklerden erişebilirsiniz. Hoşça kalın!

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Mim #3: Kim Bu Semih?


Yazmayalı bayağı oldu galiba. 5 gündür yazı yazmamışım. Hastalık, üşengeçlik falan derken bu gün yeni bir yazı ile karşınızdayım. İki gündür 12 saatin üzerinde uyudum. Normalin biraz üzerinde galiba. Her neyse +Simurg'un Kalemi'nin başlatmış olduğu bu mime sağ olsun +Serhat Ocak tarafından mimlendim. Çok fazla geçmeden mimi yanıtlamaya karar verdim. Genel olarak kendimi ifade etmeyi pek beceremem ama yapacağız işte bir şeyler. Daha benim hakkımda sayfam yok burada kendimi tanıtacağım :) Yazı biraz uzun olacak, sanırım sıkılacaksınız.

Kim Bu Semih?

21 Mayıs 1999 yılında (Biliyorum %99'unuzdan küçüğüm.) İstanbul'da yaşamamıza rağmen Kastamonu'da doğdum. Doğal olarak memleketim de Kastamonu. 5 kardeşiz ve kardeşler arasında en büyükleriyim. Diğer 4 kardeşimin hepsi kız. (Nasıl bir şanssızlıksa, keşke hiç kardeşim olmasaydı) Burçlarla alakası olan bilir (benim yok) boğa burcuyum ve bazı özelliklerini (anneme göre) gösteriyormuşum. 

İlk yaşadığımız yer İstanbul'un tarihi Balat ilçesiydi. Bebeklik ve çocukluk dönemlerimi bu sokaklarda geçirdim. Hatta bileniniz vardır, Cennet Mahallesi dizisinin çekildiği yerde oturuyordum. (Hep dile getiririm, bir keresinde sokağımızda domates savaşı yapmışlardı ve gittikten sonra temizleme tenezzülünde bulunmamışlardı.) Annemin söylediğine göre çok uslu bir bebekmişim. Çocukluğum ise sokakta taso, kart, futbol ve misket oynamakla geçerdi. Sanırım mahallede en iyi taso oynayan bendim. O zamanki oyun kartları şimdiki gibi Ben 10, Bakugan gibi değildi. Efsane futbolcular olan Oliver Khan, Crespo, Inzaghi, Figo, Mutu, Ronaldinho gibi efsaneleri barındırırdı.

İlkokul dönemi benim için çok başarılı geçti. İstanbul Fatih'te bulunan Fethiye İlköğretim Okulu'nda okula başladım. Enaniyet olsun diye söylemiyorum sınıfın en başarılı öğrencisi bendim. Hatta annem sayesinde okula başlamadan okumayı ve az çok yazmayı öğrenmiştim. Küçükken Fatih'in Çarşamba semtinde gördüğüm bütün dükkan tabelalarını aileme sorar ve ezberlerdim. (Ne günlerdi be.) 

Jet hızıyla geçen yıllardan sonra oturduğumuz yerden taşındık. Bebekliğimi, çocukluğumu, her şeyimi geçirdiğim bu sokaklardan 6. sınıfın sonunda İstanbul'un Başakşehir ilçesine taşındık. Her şey taşındıktan sonra değişti ve daha önce gösterdiğim başarıyı 7. ve 8. sınıfta gösteremedim. SBS'den aldığım 329 gibi dandik bir puanla bir imam hatip lisesine yerleştim. Gerçi hiç çalışmamıştım. Sınav esnasında ise işin ciddiyetinde değildim ve sallamasyon bir şekilde en kısa sürede bitirdim. Şu an ise lise 3. sınıfa gidiyorum ve YGS'ye ağır ağır hazırlanacağım. 

Fazla fotoğraf çekinmediğimden dolayı geçen seneden kalma bir fotoğrafımı atayım isterseniz.
Şubat 2015'ten bir fotoğraf
İsterseniz de çok fazla kullanmadığım Instagram hesabıma göz atarak birkaç tane daha fotoğrafımı bulabilirsiniz.

Spor


Genel olarak spor denildiğinde akla ilk gelen futbol olur. Futbolu severim ve tuttuğum takım Galatasaray. Çok iyi oynayamasam da oynamayı severim. Küçüklükten beri arkadaşlar az çok kalecilik yapabildiğimden hep kaleye alırlar. Taşınmadan öncesi 2 sene Karate eğitimi görmüştüm ve kahverengi 2. kuğuya kadar ilerlemiştim. Taşınmasaydık siyah olurdum herhalde. Bazen de fırsat buldukça bisiklet sürerim. İlk bisikletim okula gitmeden önce hediye gelmişti sanırım. 21 vitesti ve sürmeyi ondan öğrenmeye başlamıştım. Tabi öğrenemedim o ayrı bir şey, boyumun 3 katıydı :)

Teknoloji ve Oyun

Sanırım teknolojiye olan zaafım küçüklükten. Daha bebeklik halimdeki bir fotoğrafta o Nokia'nın efsane antenli siyah telefonunu tutuyordum. Fotoğrafı bulduğum zaman atarım ama bulabileceğimi hiç sanmıyorum. Snake ve Space İmpact oyunu favori oyunlarımdı. Daha sonra babamın yüzlerce lira verip anneme aldığı Motorola v3i modelinde futbol oyunu oynardım, sanırsam Real Football 2006 olması lazım.

Space İmpact'ı kaç kere bitirdim hatırlamıyorum.
Bilgisayar ile evimizde olmamasına rağmen çok erken tanıştım, daha okula gitmiyordum bile. Gerek internet kafelerde gerekse babamın çalıştığı yerde bolca vakit geçirmiştim. Vakit geçirdim derken hunharca oyun oynadım yahu. Daha sonra mıdır? yoksa daha önce midir? bilmiyorum, amcam atari almıştı. Onla da bayağı bir vakit geçirdim, fazlasını hatırlamıyorum.

Benden yaşça büyük kuzenimin evinde Playstation 1 vardı. Efsane oyunlardan olan FIFA 05'i onlar evde yokken oynamaya çalışır, tek kişi nasıl oynayacağımı bilmediğimden dolayı kendi kendime oynardım. Şimdilerde ise oyun benim için vazgeçilmez olan şeylerden. GTA serisi, CS 1.6, FIFA ve PES serisi, Mafia, Godfather, Call of Duty, Medal of Honor gibi oyunları oynamaktayım.

Film ve Müzik


Film izlemeye ilk ne zaman başladım hatırlamıyorum ama izlemeyi severim. Fakat yabancı film ve diziler önceliğimdir. Aynı şeyi müzik için söyleyemeyeceğim. Küçüklükten beri müzikten nefret etmişimdir. İlkokulda rehber öğretmenimin yaptığı analizlerle de müziğe ilgim olmadığı anlaşılmıştır. Şimdilerde ise yavaş yavaş dinlemeye başladım işte. Film ve dizilerdeki gibi yabancı müzikler önceliğimdir.

Fobiler ve Hobiler

Sanırım benim fobim yok ama çok yüksekte iken aşağıya bakınca bi ellerimle ayaklarım elektrik çarpmışa döner. Hobilerim arasında ise oyun oynamak, oyun oynamak ve yine oyun oynamak var. Ayrıca yeni edindiğim alışkanlık, film ve yabancı dizi izlemek hobilerim arasına girmeye adaydır.

Son Sözler

Öncelikle beni mimleyen +Serhat Ocak'a teşekkürler. Blogumda bulunan en uzun yazı bu oldu sanırım. Ayrıca parantez içerisinde neden bu kadar fazla yazı yazmışım bilemiyorum. Beni daha iyi tanımanız açısından kendimden bahsettim. Sıkılmadan okuyan olduysa ne mutlu bana. En kısa sürede yeniden 'Hakkımda' sayfasını oluşturmayı düşünüyorum. Fazla kişi tanımadığımdan dolayı buradan (kabul edeceklerse+Oktay Yenitürk ve +Emre Yildirim'ı mimliyorum.

1 Mayıs 2016 Pazar

Mim #2: Kişisel Blog Yazarları Ne Düşünüyor?


Merhabalar,4 gün aradan sonra tekrar yazıyorum. Aylardır ortalıkta dolaşan ve kimin başlattığını bilmediğim "Kişisel Blog Yazarları Ne Düşünüyor?" başlıklı yazıya, sağ olsun bu aralar sık sık karşılaştığım blog yazarı +Serhat Ocak mimlemiş.

Bu mimi farklı bir çok blogda gördüğüm zaman "Amma da uzunmuş, bu kadar uzun yazmaya üşenirim ben!" diye tepki vermiştim ve şimdi korktuğum başıma geldi :) Buradaki yazıma tıklayarak bir önceki yanıtladığım mime ulaşabilirsiniz. Fazla uzatmadan sorulara geçeyim ben.

1. Blogla tanışman nasıl oldu?

Bundan yaklaşık 2 sene öncesi, Android bloglarından oyun ve uygulama araştırıp indirirdim (reklam olmasın diye blogu paylaşmayacağım). Aklıma bir fikir geldi ve "Ben de kendi Android blogumu açmak istiyorum." diyerek kendi blogumu açmaya karar verdim. Daha önceden ne bir yazı okumuştum ne de Blogger'ı duymuştum. Fakat daha önceden duymuş gibi kendimi Blogger'da blog oluştururken buldum.

2. Neden blog yazıyorsun?

Yazmayı sevdiğimden yazıyorum, artık alışkanlık haline gelmiş. İnsanlara tecrübelerimi, bildiklerimi, öğrendiklerimi ve kafama eseni yazıyorum. Burada yazdığım yazıdan bir kişi bile faydalansa mutlu olurum.

3. Yakın çevrenizdeki insanlara blogunuzdan bahsediyor musunuz?

Pek de bahsediyorum diyemem ama yalnızca aileme ve sınıf arkadaşlarıma bahsetmiştim. Belki ileride cesaret patlaması yaşayarak, her önüme gelene bahsedebilirim.

4. İlk yazınızla son yazınız arasında ne gibi fark var?

Dünya kadar fark var. İlk yazılarımda tamamen kopyala yapıştır yapardım. Hatta Blogger'da Türk kullanıcılar bloguma girmez diye İngilizce yazıları kopyalıyordum. Yazıyı geçtim indirilecek linki bile farklı sitelerden kopyala yapıştır yapıyordum, Allah affetsin. Tabi bilinçsizce ve acemice bir davranıştı ama şuan böyle yapmıyorum tabi ki. Tamamen kendime özgün yazılar paylaşıyorum ve bunun bilincindeyim. Daha önceden daha çok yazım ve imla yanlışı yaptığımı düşünüyorum fakat şimdi bu gibi konulara dikkat ediyorum.

5. Blog yazmak yaşantınıza neler kattı?

Yeni kişiler, yeni bloglar, yeni ortamlar ve daha birçok şey kattı. Çok önceden yazdığım yazılara yorum gelmeyince üzüntü kattı. Bu sebeple yazdığım 100'lerce yazıyı silmiş olabilirim. Sonraları Google+ üzerindeki topluluklarında paylaşılan bir yazıya yorum yaptıktan sonra, yorum yaptığınız blogun sahibinin sizin blogunuza gelip yaptığı yorumla beraber sevinç, mutluluk kattı (saçma bir cümle oldu biliyorum).

6. Hangi kaynaklardan ilham alıyorsun?

Kendi tecrübelerim, yabancı bloglar, izlediğim film ve diziler, okuduğum kitaplardan ilham alıyorum. Google amcayı da unutmamak lazım. Hatta Google'dan herhangi bir görsel indirip, görsele bakarak "Ne yazsam?" diye düşündüğüm oluyor.


7. Diğer blog sahipleriyle iletişim kuruyor musun?

Google+ topluluklarından, bloglardaki yorumlardan ve bloglarda bulunan iletişim formlarından diğer blog sahipleriyle iletişim kuruyorum. Hangouts ve Facebook sayfasından 1'er mesaj aldığımı da söylemekte fayda var.

8. Rahatsız olduğun bir konu var mı?

İlk olarak yazılarıma fazla yorum gelmemesi. Sadece birkaç tane geliyor. Bazı bloglara bakıyorum da 10'larca yorum geliyor, nasıl başarıyorlar anlamıyorum. Arada çekiliş, etkinlik vs. görüyorum, blog sahibi yok şurdan takip et, yok arkadaşlarına haber ver gibi birçok isteklerde bulunuyorlar. Ne gerek var yapmayın şöyle şeyler.

9. Yakın arkadaşlarınıza blog yazmalarını önerir misiniz?

Öneririm tabi, neden önermeyeyim? Fakat 1 ay sonra bırakacaklarsa hiç başlamasınlar daha iyi. Bir de öncelik amacı para kazanmak olacaksa hiç değil yazmak, önlerinden bile geçmesinler. Ama genel olarak yazmak güzeldir yani, herkesin kişisel bir blogu olmalı.

Son Sözler

Bir yazımın daha sonuna gelmiş bulunmaktayım. Yanıtlamak isteyen herkes yanıtlayabilir, zaten çoğu kişi aylar önceden yanıtlamıştır diye düşünüyorum. Sizler de yazı hakkındaki görüşlerinizi yorum olarak belirtebilirsiniz.

7 Ocak 2016 Perşembe

Mim #1 Sorularla Blog Düşünceleri

Sorularla Blog Düşünceleri: Cafe Tigris {mim}

Öncelikle merhabalar. Bir yazımla daha sizlerle birlikteyim. Son zamanlarda bloglarda dolaşan "mim" kelimesi bir hayli dikkatimi çekti. Anladığım kadarıyla herhangi bir yazarın oluşturduğu bir konu vardır ve isteyenler bu konuya yanıt vermek için kendi bloglarında yanıtlarını paylaşır. 

Bunun üzerine Cafe Tigris adlı blogda okuduğum mim'e cevap olarak ilk kez yazmaktayım. Benim için de farklılık olacak ve ileride belkide bu deneyimlerimi gözlemleyeceğim. Şimdi ufaktan soruları cevaplamaya başlayayım. Aşağıdaki vermiş olduğum siteye giriş yaparak arkadaşın blogunu ziyaret edebilirsiniz.
http://tigrisdriver.blogspot.com.tr/
En sevdiğiniz blog hangisidir?

Aslında bu biraz zor soru olmuş :) Cevaplamakta zorluk çekeceğim. Ziyaret ettiğim her blogu severim genel olarak ama tek bir cevap vermem gerekiyor. Benim en sevdiğim blog Arlina Design'dır. Çünkü bu blogda Blogger'a dair her şey var diyebilirim. Örnek verecek olursam, en kaliteli Responsive temalar bu blogdadır. Çok iyi blog eklentileri paylaşmaktadır. Hiçbir zaman benim blogumu ziyaret etmeyecek olsa da blog hayatım boyunca ziyaret edeceğim bloglardan bir tanesidir.

Bu blogu nasıl keşfettiniz?

Cafe Tigris blogunu Google+ üzerindeki topluluklardan keşfettim. Fakat hangi topluluk olduğunu hatırlamıyorum. Son olarak da bu blogu Chrome üzerinden favorilerim çubuğuna eklediğimi belirtmek isterim. 

Blogda dikkatinizi çeken ilk şey ne oldu?

Cafe Tigris blogunda şüphesiz dikkatimi çeken ilk şey yorumlardır. Her yayında bir aile gibi, sanki daha önceden tanışmış dostlar gibi samimi ve içten bir şekilde yorum yapılması dikkat çekilmeyecek bir şey değil.

Blogda en beğendiğiniz yayın hangisidir?

Cafe Tigris blogunda çok fazla dolaşma imkanım olmadı. Fakat Ülkü Takvimi adlı yayını beğendiğimi söyleyebilirim. Takvim yaprakları ile ilgili yayın paylaşarak bizleri geçmişe getirmesi de ayrı bir güzellik olmuş. 

Blogda en beğenmediğiniz şey nedir?

Aslında kimsenin üzülmemesi adına bunu söylemek istemezdim. Daha sonra düşündüm ki soru sorudur, cevaplayayım, objektif olmalıyım. Cafe Tigris bloguna şöyle bir bakayım dediğim zaman, blog şablonunun ilkel olmasını pek de beğenmedim. Hele o sidebar (sağ taraftaki widget'ların olduğu sütün) kısmındaki widget'ların orantısız oluşu ve taşmasını beğenmediğimi söyleyebilirim. 

Blogla ilgili bir tavsiyede bulunmak isteseniz bu ne olurdu?

Cafe Tigris bloguna tavsiye(ler) verecek olursam ilk işinin Responsive bir şablon kullanması olur. Tabi bu kendi isteğine kalmış ama yapsa gerçekten iyi olur. Bir de sidebar kısmındaki bulunan widget'ların daha düzenli hale getirilmesini, fazlalık widget'ların çıkarılmasını tavsiye ederim. 

Tavsiye edebileceğiniz bloglar hangileridir?

Cafe Tigris bloguna tavsiye edebileceğim blogları şu şekilde sıralayabilirim;

Arlina Design
http://www.arlinadzgn.com/
My Blogger Themes 
http://www.mybloggerthemes.com/
Blogger | Codex | Cyber Adam 
http://codex.cyberadam.net/
Blog Hocam 
http://bloghocam.blogspot.com/
MS Design 
http://www.msdesignbd.com/
Böylece bu yazımın da sonlarına gelmiş bulunmaktayım. Şunu belirtmek isterim ki yukarıda tavsiye ettiğim bloglar ile hiçbir ilgim yoktur. Sadece beğendiğimden bunları tavsiye ettim. Benim için de farklı bir deneyim oldu. Hayrını görürüm inşallah. Hoşçakalın.

Bu arada bu mim'i kabul eden herkesi mimliyorum. Yazdıktan sonra yayının url'sini yorum bölümünde paylaşabilirsiniz.